Hoşgeldin Ziyaretçi, Giriş Yap yada Hemen Bize Katıl
CANLI SOHBET | EKLE
| DİL:
 
SERİ İLANLAR   İLANLARIM   İLAN VER  
Seri İlanlar:

Gönderen: tanseltan
Tarih: 26.02.2012
KONU: regresyon eğitimi
ÜLKE: istanbul, Türkiye
Regresyon terapisi, bir kişinin anılarında geriye doğru gitmesine yol gösterme sürecidir. Zihin gençlik anılarına, çocukluk veya bebeklik dönemine gidebilir. Regresyon terapisi daha çok “geçmiş yaşamlar” olarak bilinmektedir.

Regresyon terapisin den faydalanmak için tekrar doğuş inancına yani reenkarnasyona inanmak şart değildir.

Metafizik uzmanı Gökhan Hani ile Regresyon çalışması ve Geçmiş Yaşam Regresyonu; depresyon, fobiler, kaygı, endişe, takıntılar, kabuslar, migren, evlilik problemleri, frijit, öfke, uyku bozukluğu, sebepsiz baş ağrısı, açıklanamayan ağrılar, panik atak, travma sonrası stres, takıntılı düşünceler, bilinçaltı temizliği, sebebi bilinmeyen ağlama ve üzüntüler, içe kapanma ayrıca enerji alanının temizlenmesi durumlarında çok etkili bir çalışmadır. Regresyon çalışması ayrıca problemlerin köken ve kaynakları üzerinde çalışır ve güvenli bir şekilde onu tamir ederek tekrar kendi özüne dönüştürür.

Metaregresyon-terapi uygulama çalışmalarında aşağıdaki sorun ve problemlere karşı çözüm sunmak için örnekler verilmiştir.

Spiritüalist meta-regresyon da Ruhsal sorunlar;

Panik atak nedenlerinin kaynağı
Depresyona girme nedenlerinin kaynağı
Anksiyete (Endişe) nedenlerinin kaynağı
Manik depresyonun nedenleri,
Bipolar bozuklukların nedenleri,
Obsesif kompulsifin nedenleri,
Fobilerin nedenleri,
Kaygı ve korkuların nedenleri,
Üzüntünün nedenleri,
Kişilik bozukluklarının nedenleri vb konular spiritüalist yaklaşımlarla regresyon yardımıyla ilişkilendirip sunulabilir bir alternatif yaklaşım tarzı olarak psikoterapi ile uzaktan ve yakından ilişkisi yoktur.

İletişim ve diyalog unsurlu ilişki problemleri(Metaregresif-terapi)

İnsanların kendi kendine ürettiği sorunlar,
Aile içi ilişkiler ve birbirinden saklanan tutarsız ilişkiler.
Akraba-Arkadaş ve Komşularıyla olan ilişkiler,
Eş ve sevgili ile ilgili problemler,
İş hayatındaki problemler,
Ev hayatındaki problemler,
Kendini ifade edememe,
Hiç kimsenin onu anlamadığına dair düşünce,
Çocukları ile ilgili iletişimsizlik,
Kendini değersiz görme,
Geri zekâlı, aptal gibi sözlerin kendi kendine tekrarı
Kader ile ilgili problemler,
Herkes gibi muradını alamadığı için kadere isyan,
Kendini sevmeme, estetik ameliyat ile her yerini değiştirme düşüncesi,
Başkası gibi olma ya da model alma (futbolcu, aktör, manken, şarkıcı vb)
Büyüklenme egosu, yaşından büyük görünme serbestîsini kazanma hırs ve inancı
Kendine zarar verici ilişkilerden uzaklaşamama
Herşeye hep evet demek
Kendini cinsel anlamda yetersiz görmek, mutsuzluk
Başarısızlık olmaktan korkmak,
Kendinde olmayan fakat kendinde olmasını istediği imkânsız bir şeyi başkasında gördüğünde ona her yönüyle bağlı kalmak.
Platonik aşk trajedisi,
Tutarsızlık ve çelişkilerden uzaklaşamama
Şımarıklıktan kaynaklanan hiperaktivite
Okul ve öğretmenlerle ilgili problemler,

Korkuların(Fobi) Temel sebeplerini bulmakta(Metaregresif-terapi)

Köpek fobisi,
Evlenme fobisi,
Ölüm fobisi,
Asabiyet ve Sinirlilik fobisi,
Cinsel fobiler,
Mikrop fobisi
Yükseklik fobisi,
Uçak fobisi,
Boğulma fobisi,
Çocuk sahibi olma fobisi,
Yalnızlık fobisi,
Kapalı mekân fobisi,
Gülme fobisi,
Heyecan fobisi,
Titreme fobisi vb.

Bilinçaltı veya şuuraltında bir türlü atamadığı ruh-bedensel sorunlar:(Metaregresif-terapi)

Ruhsal rahatsızlıklarda,
Ruhtan yansıyan fiziksel sorunlar,
Alerjiler, egzama, zona, sedef
Mide ağrıları, hazımsızlıklar, ülser,
Depresif bel ağrıları,
Sebepsiz baş ağrısı ve migren
Özgüven eksikliği,
Cesaret eksikliği,
Bazı olaylar karşısında kendini yetersiz görme,
Kaygı, endişe, korku, panik, heyecan, utanma, kızarma, gülme
Obezite (aşırı yemek yeme), anoreksia (hiç yemek yiyememe),
Frijit ve vajinusmus ya da cinsellikten tiksinme

Kötü ruhsal alışkanlıklar:(Metaregresif terapi)

Alkol, esrar ve diğer uyuşturucular
Tırnak yeme, altına kaçırma,
Tik alışkanlıkları, ağzını, burnunu seğirme
Sümük yeme, çiğ et yeme alışkanlıkları,
El ve vücut terlemeleri, diş gıcırdatma,
Kompleksler (Aşağılık veya yükseklik kompleksi gibi),
Sendromlar (Pazartesi sendromu, rapor hazırlama, patron önüne çıkma)
Stres, öfke, çöküntü, sıkıntı, arzu ve isteklerin engellenmesi
Sebepsiz yorgunluk ve uyku uyuma hali veya uykuya dalma problemi

Metafizik uzmanı Gökhan hani ile Regresyon(Geçmiş yaşam izleri) uygulamalı seanslarına katılabileceğiniz gibi 14 saatlik hızlandırılmış regresyon eğitimi alabilirsiniz.

Regresyon uygulamalı seanslar iki türlüdür bir hipnotik telkin yollarıyla; İkincisi ise Spiritüalist trans alan metodolojisi yani metaterapiyle hipnoza girmeden bile regresyon (Geçmişe geri gitme ve geçmişin kötü izlerini ruhtan ‘’bilinçaltından’’ silme) çalışmalarına birebir olarak katılabilirsiniz. Unutulmasın ki! Bilinçaltında saklı kalmış tüm sorunlar insan ruhunda hastalık yapacak kadar etkin ve güçlüdür. Sizde İnternational Special Metaphysics Academy Merkezimizde Regresyon uygulamalı seanslarımıza katılabilirsiniz.

Bilindiği gibi İslam inancına göre reenkarnasyon ters ve zıt bir kavramdır. İnsanlar bir kez Dünya’ya gelip, bir kez ölüp ve bir kez yaşar. Reenkarnasyon Budist felsefenin tekelinde olup, reenkarnasyon da öne sürdükleri gibi kesinlikle, ölen bir insanın ruhu köpeğe, ağaca veya herhangi bir varlığa enkarne olmaz. Bu konu hakkında Budist rahipler ve onların misyonerleriyle, telepatik açıdan enerji kılıç ve kalkanlarımızla çok ağır savaşlar verdik. Onların bize karşı yolladığı ezoterik ve okültik sembollü kovulmuş ruhları, Rabbimin Ya Kahhar, Ya Cabbar ve Ya Müntakim isim sıfatlarına yendik. Ve rabbimin izniyle yenilmeye devam edeceklerdir. Bilakis eğer reenkarnasyon yada bizim adını koyduğumuz paralel evren anlayışı söz konusu ise bu olgu Budist felsefelerinin mantığı ile işlemez. Budist felsefesinin inandığı ve öğretisini sunduğu reenkarnasyon anlayışına bütünüyle karşıyız. Her şeyin tek sahibi ve tek hükümdarı Allah’tır. Rabbül Âlemin istediği ruhu bedenler veya bedenlemez, bu olgu biz insanların tekelinde değildir. Allah dilediği kulunun ruhunu, dilediği bedenle tekrar geri gönderebilir. Bu olgu Dünya aleminde Yaradan tarafından seçilmiş-misyon sahibi kullarına olsa gerek. Biz insanların bu dünyada Allahın işine karışma gibi ne bir bilgimiz vardır nede bu konu hakkında tartışma yaparak ben haklıyım diyecek kadar ilmimiz vardır. Hâşâ! Her şeyi yaratan Rahman ve Rahim Allaha sığınarak bizim bilmediğimiz ve gizemini Gaybında taşıdığı ilimlerden bizim asılsız zanlarımıza göre bize hesap sormasın. Biz bu yaratma konusunda Metafizik uzmanlığı olarak ne kadar da Akademik ve teknik bilgimiz olsa da ilmine mazhar olmadığımız konulardan, uzağızdır.

Türkiye de hatta hatta Dünyanın hemen hemen her yerinde reenkarnasyon inancına inanan insanlar vardır. Bazı insanlar geçmiş yaşam deneyimi adı altında ruhlarının geçmişte hangi beden değil de, hangi meslek veya misyon altında hatırlamalar ile reenkarnasyon inancının var olduğunu belirtir. Kimisi geçmişte Spiker, kimisi sanatçı, kimisi manken kimisi kraliçe-prenses kimisi cadı kimisi Çingene daha sayamadığımız Onbinlerce yaşam örgüsü bunları hatırlamak nasıldır bilinmez ama ya regresyon ya ekminezi-şuurlanma, rüya, Deja vu, Akaşik kayıtlar veya ledün ilmiyle bilinebilineceği kanıt olarak verilebilinmektedir. Türkiye de daha çok Hatay ve adana arasında kalan kozmik enerji hattı sahasında reenkarne olayı daha çok görünmüştür. Adana sınırları içerisindeki incirlik hava üssünün o bölgede kurulması da tesadüf değildir. İncirlik hava üssü kozmik enerjinin dünyaya giriş bölgesinde yer almaktadır. Bu konu ilk defa Metafizik Uzmanı Gökhan Hani tarafından tespit edilmiştir. Kozmik enerjinin serbest olarak ülkemizde giriş noktaları İstanbul(Marmara-Adalar)-Adana(Çukurova-İncirlik-Yumurtalık)-Hatay(Dör tyol-Reyhanlı)-Diyarbakır(Lice-Hani)-Kocaeli(Gölcük)-Kıbrıs(Maraş, Gazi Muğusa)-Bingöl(Genç),Van(Erciş),Manisa(Soma),Kütahya(Tavşanlı)-Afyon (Dinar),Yalova(İnegöl),Tunceli(Pülümür),Çanakkale(Ezine) vb yerlerdir. Türkiye sınırları içerisinde bulunan bu şehir ve ilçelerde kozmik enerji alanları serbest olarak işlemektedir. Kozmik enerji alanları Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani tarafından Devinimsel Kozmik Dalga Işınım Enerjiler kitabında yayımlanacaktır.

Reenkarnasyonu bazı insanlar ana rahmindeki cenine yani rahime düşmüş ruh olarak algılar. Bazı bilinçsiz reenkarnasyoncular okuduğu kitap ya da ne olduğu veya neye hizmet ettiği bilinmeyen bazı cemiyet veya misyoner gruplarının yayınladıkları dergi veya afişlerden etkilenerek sözde bazı kötü ruhların embriyo halindeki cenine marstan, sirüsten verildiğini söylerler. Bu tür asılsız ve ilimsiz düşünceler sadece ütopik bir hezeyandan başka bir şey değillerdir. Ana rahminde gelişen cenine verilen (ruh-enerji-can) Allahın kendinden üflediği
(aktardığı) enerjiyle insan yaşar.

Reenkarnasyon çalışmalarımızda çok enteresan olaylar ve vakalarla karşılaşmış olmamız. Reenkarnasyon olayını doğrulasa bile; Budist tapınakçılarının yada sapık tarikatların inandığı gibi reenkarnasyon söz konusu değildir. Yani dünya âlemine, spritüel anlamda başka âlemlerden kötü ruhlar, canavar ruhlar, hayvan ruhları, bitki ruhları cenine verilmez. Bu olgu spatyomlarla alakadar bir konu olarak çok geniş ve sistemseldir. Reenkarnasyon konusunda bilgi sahibi olamayan bazı ilahiyatçı arkadaşlar reenkarnasyonu biz insanların Allah’a söz verdiğimiz Kalu Bela denilen yerden insanların birbirlerini tanıdığı ve sesini duyduğunu söylese de işin aslı böyle değildir. Bizler sadece Kalu Bela denilen yer de Rabbimizin bizlere elestü birabbiküm (Ben sizin Rabbiniz Değil miyim?) dediği ve Bizlerdin de Evet Sen Bizin Rabbimizsin Dediğimiz yerdir. Kalu Belanın reenkarnasyon ile alakası yoktur. Reenkarnasyon Ne Budistlerin ne de Sapık Tarikatların anladığı anlamdadır. Reenkarne ve Enkarne var olsa da bunun ilmi sadece Allaha ait’tir. Bu konuyla Alakadar Bir Ayet Her şeyi kapsar. İsrâ Suresi âyet 85: ""Ya Habîbim, sana ruhtan sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindedir, size az bir ilimden başkası verilmemiştir !""

Reenkarnede bir olay daha önemlidir. Tekâmül olayı, reenkarne olan kişi eğer bu sürece inanıyorsa o zaman geçmiş zamanında yaptığı gelişimleri veya geçmiş zamanda kaldığı hayatı hatırlıyorsa o zaman daha iyiye ve doğruya gidebilmek için kendini geçmiş zamanda kaldığı yerden tamamlamasını bilmelidir. İşte tam burada Metafizik uzmanı Gökhan Hani sizlere rehber olup, yön gösterecektir. Sizde geçmiş yaşantının sizin üzerinde bıraktığı seçilmişliği ve misyonu İslami fıtrat ve diyalektik içerisinde yürütmek ve ilerletmek istiyorsanız. Regresyon için İnternational Special Metaphysics Academy den randevu almayı unutmayınız.

Bu konuda Budist felsefesinin dayanağı şudur; niye bu dünya ya bazı insanlar sakat gelir bazı insanlar gelmez, ya da neden bu dünya da bazı insanlar zengin doğar bazı insanlar fakir gelir vb konularda inanç eksikliği olan insanları kendi eksik akıllarıyla kafa kurcalarcasına irdelemeye çalışırlar. Onlar bu dünyada ilk yaşayışlarında eğer fakirlerse bir daha dünya ya gelecek ve bu seferde zengin olarak geleceği inancına sahipken. Bizim inandığımız İslam inancına göre ise bu dünya sadece insanların kalacağı bir misafir yeridir. Ölümün biz insanlara hüküm kılındığı bu dünya da elbet teki bizi yaratan Rahman ve Rahim Olan Yüce Allahımız bizleri bu fiziki âlemde bazı sıkıntı ve dertler vererek bizleri gerçek olan öbür âlem için sınayacaktır. Kiminin eli yok kiminin ayağı yok kiminin gözü yok, Kiminin saçı yok; Kimisi fakir kimisi zengin; kimisi kadın kimisi erkek bu tip hükümleri veren Sadece ve Sadece Allah’tır. Burada bilinmesi gereken en önemli kavram şudur; Allah herkesi farklı konumlarda dener ve Allah herkesin mükâfatını kendisi hak olarak belirler.

Deja-vu ise geçmiş yaşantılarımızın yeniden tekrarlanması olayı ile karşılaşılan bilincin, geçmişi yeniden anımsaması olayıdır. Unutulmasın ki! Bir insan üç öğeden oluşur; Ruh(can-enerji),Beden(organ ve hücreler) ve Beyin(zihin-akıl ve hafıza) bu öğelerden en önemlisi bu fiziki âlemde ruhtur. Ruh olmasa beden ve zihin bir et parçasından başka bir işlev yürütemez. Ruh bir nevi çözülmesi zor bir enerjidir. Enerji olmadan Ne beden nede zihin çalışmayarak, işlemez. Nasıl internet bağlantısı olmadan, bilgisayarın bir işe yaramadığı gibi. İşte Deja vu da insan ruhunun geçmişte yaşadığı olayları zihine kaydederek, gelecekte aynı olayları tekrar gördüğünde, geçmişle bağlantı kurma hatırlaması olarak anlayabiliriz. Bu konuda maalesef ki! Prof veya kendilerine bilim adamı denen kişiler Deja vu ve rüya olayını hale daha nörolojik bir süreç veya zihinsel bir algılama gibi bakmaları onların bilimsellik adı altındaki mesleklerinin terminolojisine ters gelmeyi göze almamalarından kaynaklanmaktadır. Yok, bilmem efendim rüyaların gelecek hakkında bilgi verme gibi olay ve olguları yokmuş. Rüyalar sadece nörolojik açıdan alfa boyutuna inme süreci olarak, yaşadığımız veya aklımızda kalmış olayları beyin sinirsel olarak dizerken ki! Açığa çıkan görüntüleriymiş. Haberci rüyalar yokmuş, bütün gördüğümüz rüyalar insan psikolojisine dayanıyormuş. Rüyaların gelecek hakkında olacak olaylara karşı hiçbir dayanağı olmayıp, bunlar halkın kendi kendilerine ürettiği kuruntularmış. O zaman size sadece bir örnek vererek bu olayı kapatalım Kuran-ı kerim deki Yusuf süresini okuyun.

Metafizik uzmanı Gökhan Hani ile yapılan Regresyon çalışması sadece reenkarnasyonla alakadar değildir. Kişinin bilinçaltında yani ruhunda biriktirmiş negatif süreçleri analiz edip, onları bilinçaltından yani ruhtan temizleme sanatıdır. Metafizik uzmanı ve psikanalist-yazar Gökhan Hani ye göre Bilinçaltı sadece ruhtur. Ruh, bedenden ve zihinden bağımsız olarak yaşanımlarını bu fiziki âlemde zihine kopyalar. Yâda bilinçaltı tek başına zihinsel veya davranışsal bir süreç değildir.

Regresyon Terapisinden en iyi yarar görebilecek olan kişilerin,
Sürekli olarak tekrarlanan ve bu yaşamlarında hiçbir anlama sahip değilmiş gibi görünen bir sorunu veya meseleleri vardır.

Regresyon terapisi hem sanat hem metafiziktir. Metafiziksel süreç olarak, “danışan odaklı” bir iyileştirici terapi şekli olarak kabul görmektedir. Regresyon terapisi, terapist, danışman veya uygulamacının teşhiste bulunmasından çok, tüm yanıtların kişinin bilinçdışı zihninde yattığını kabul etmektedir. Uygulamayı yapan kişi de danışanın zihninin anılarında geriye doğru gitmesine, sebeplere ulaşıp keşfetmesine ve onun bunları yeni bir çerçeveye oturtmasına yol göstermek amacıyla çeşitli teknikler ve beceriler kullanmaktadır.

Sanat olarak regresyon terapisi, uygulamacının yaratıcı ve sezgili zihnini gerektirir. Kişinin anılarında veya deneyimlerinde nereye gideceği asla bilinemez. Şefkat ve empati kişinin tarafından enerjetik olarak hissedilmektedir. Eğer bunlar eksikse, danışan anıların bilinçaltından yükselmesine izin verecek şekilde kendini serbest bırakamayabilir.


Kendisini daha derinden araştırıp keşfetmeye hazır olan bir kişi için, sürekli olarak tekrarlanan bir davranış kalıbı sebebiyle acı çeken ya da kendini sıkışmış hisseden bir kişi için veya ruhsal yolu izleyen biri için regresyon terapisi muazzam yararlar sağlayabilir ve derin bir iyileşme sunabilir. Metafizik uzmanı Gökhan Hani ye göre, regresyon terapisi, kişinin ruhunu bu yaşamda kendisini tam anlamıyla ifade edebilmesi için özgürleştirmektedir.

Regresyon çalışmamızda, danışanlarının sorununa uyumlanabilmek için o sırada mevcut ne yol varsa onu kullanırız. Fiziksel bir acıya, bir duyguya, tekrarlanan bir söze, bir dil sürçmesine odaklanabilir ve bunu bir “etki köprüsü” olarak kullanabiliriz.

Geçmişe gitme İşleminde Spritüel Farkındalıktan Yararlanan Terapötik Stratejiler
İşte, danışanlarla çalışırken izlenecek bazı kurallar:

1. Bir vakanın geçmişini öğrenirken, danışanın tüm fiziksel hastalıklarını, kazalarını veya (sağırlık, gözlük kullanma, yüksek tansiyon vb.) tüm zayıflıklarını anlattığından emin olunur. Bunları not ederken, aynı dönemlerinin az öncesinde veya o sıralarda duygusal bir altüst oluş yaşayıp yaşamadığı sorulur.

2. Danışan kendi sorununu veya belirtilerini tarif ederken veya anlatırken bedeninde neler hissettiğini tarif etmesi istenir.

3. Danışan bir derin anıyı veya bir geçmiş yaşam hikâyesini hatırlıyorken, hikâyenin tümünü bedenden kopuk bir üst noktadan değil de, beden içinde kalarak bildirmesi sağlanır.

4. Seans sırasında, özellikle de bir travma yeniden yaşanırken çok az duygu boşalımı var ise tüm fiziksel hareketleri, gerginleşmeleri, kasılmaları, sığ soluması vb. ele alınıp çoğaltılır.

5. Belirli bir ağrının veya organik sorunun bildirildiği anlarda, danışanın o acıya, ağrıya veya rahatsızlık çeken bölgeye odaklanması ve imgelerin, hislerin kendiliğinden ortaya çıkmasına izin vermesi teşvik edilir. Terapist, “Acı neye benziyor? Keskin mi, donuk mu? Bedeninin dışından mı, içinden mi geliyor? Buna ne sebep olabiliyordur? Bedenin ne yapmak istediğini hissediyor?” gibi cümleler kullanılır. Terapist aslında, “sanki sırtıma vuruluyor gibi; sanki başım eziliyor gibi; sanki karnım yarılıp açılıyor gibi” örneklerinde olduğu gibi “sanki” ile başlayan çok yüklü küçük bir cümlede saklı olan benzetme aracılığıyla bir imgenin giderek açılmasını teşvik etmektedir.

6. Bedenin hikâyeye tepki veren kısımları, kendilerini fiziksel veya sözel ya da her iki yolla da ifade etmeleri için teşvik edilir. Örneğin, sımsıkı tutulan bacaklar söz konusuysa, terapist “Kendine tekmeleme izni ver. İyi! Şimdi bırak bacakların o kişiye ne yapmak istiyorsa yapsın. İzin ver tekmelesin!” diyebilir.

Sonuç

Geçmişe dönme İşlemi'nin, travma terapisine yaklaşımının, temel sensörimotor psikoterapiden farklılığı, güçlü bir salıverme sırasında danışanın öfkesinin ve gözyaşlarının bu duygularla birlikte yükselen herhangi bir imgeyi izlemesi için teşvik edilmesidir. Bu teşvik sayesinde, danışanın mevcut sorunlarının derin anı yansımaları gibi işlev gören her türden bölük pörçük sahne ve hikâye ortaya çıkacaktır. Vaka incelemelerinde de görülebileceği gibi, tam olarak teşvik edildiklerinde, fiziksel ve duygusal salıverme çok hızlı biçimde başarılabilir. Terapistin görevi danışanı, bir tür tamamlanmaya veya çözülmeye ya da Jung’un sözleriyle “rüyayı düşlemeye” veya Perş’in sözleriyle “bitmemiş Geştaltı tamamlamaya” doğru, bu imgelenmekte olan içeriği izlemeye teşvik etmekten ibarettir.

Zihin Yürüyüş de denilen bir yöntem kullanarak, çatışmalarını veya acılarını çözme girişiminde bulunan tüm danışanlarda standart bir kişilik ötesi fenomen grubunun ortaya çıktığı görülecektir. Bunlar:

1. Danışanın kendi geçmiş yaşam olaylarının hatırlanması.
2. Başka insanların (telepatik etkileşim aracılığıyla fark edilmeden karşıdan yüklenmiş olan) geçmiş yaşam olaylarının hatırlanması.
3. Yaşayan insanlarla, bedensiz ruhlarla, dünya dışı varlıklarla ve Astral âlemin varlıklarıyla şu anda gerçekleşen telepatik etkileşim.
4. Danışanın kendi alanıyla veya ister insan, ister hayvan, ister bitki olsun başkalarının morfogenetik alanıyla (canlılık alanıyla) etkileşimi.
5. Beden dışı deneyimlerin, ölüme yakın veya ölüm sonrası durumların hatırlanması ve ayrıca, aşkın meselelere yönelik mistik içgörüler.

Bu fenomenler, olaya dâhil olan bireyler tarafından üretilen zihinsel enerji alanlarının etkileşimi nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Bu fenomenlerin tam bir farkındalıkla tanınması, kayda değer miktarda duygusal ve somatik deşarjlar oluşması sonucunda ise bir rahatlama hissedilmektedir.

Geçmiş Yaşam Terapisinde Beden

Geçmiş yaşam terapisi çoğunlukla bedensel zırhlanmanın kendiliğinden çözülmesine ve engellenmiş fiziksel libidonun eski haline dönmesine yol açar. Gerçekten de, bir gözlemci tarafından ilk kez görüldüğünde, geçmiş yaşam terapisinin çarpıcı olan yanı, yeniden yaşanan hikâyeye danışanın bariz biçimde fiziksel olarak dâhil oluşudur. Bir danışan, bir bıçak yarasını yeniden anlatırken büyük bir acıyla göğsünü tutabilirken; bir diğeri boğulmasını hatırlarken nefes alamayıp morarabilir; bir diğeri ise işkence gördüğü sırada direğe bağlanışını hatırlarken kollarını başının üstünde birleştirip kaskatı kalabilir.

Beden çalışması yapan uygulamacılar bir masaj veya bioenerji seansı sırasında, bedenin gergin, duyarlı, yaralı bir bölgesi üstünde çalışırken, geçmiş yaşam imgelerinin sıkça ortaya çıktığını bildirmektedirler. Örneğin, bileklerine derin doku masajı yapılan bir kişi kendini farklı bir bedende, bir Roma kalyonundaki büyük bir küreği acı içinde çeken bir kölenin bedeninde gördü; aynı seansta, masajı yapan da, kişinin bacakları üstünde çalışırken, kürek çeken bir bedenin imgelerini gördü. Bir başka vakada, kronik boyun ve omuz ağrılarından şikâyetle gelen bir kadın danışana, kollarını ve başını farklı yönlerde hareket ettirmesi söylendiğinde, kadının elleri kulakları hizasında aniden donup kaldı. Başı öne doğru eğildi ve acı içinde haykırdı: "Boyunduruktayım; bana bir şeyler fırlatıyorlar!"

Bir diğer çarpıcı vakada, cinsel ilişkiye giremeyen bir kadın danışan terapi almak istiyordu. Bir seans sırasında şimdiki yaşamının çocukluk dönemine geriletildiğinde, ona bir hastanede idrar yolu sondası takılan bir sahneye gitti. Bu zaten kendi başına son derece travma yaratıcı bir deneyimdi ama bu anı yeniden yaşarken, çok daha korkunç ve acı verici başka bir imge geldi ve “yanıyor!” dedi. Kendini bir ortaçağ köyünde, evlilik dışı gebe kalan bir kadın olarak gördü; rahmini dağlamak için içine kızgın bir demir sokularak cezalandırılmıştı. Bir regresyon, psikometri veya Astral beden çalışması sırasında ortaya çıkan bu tip veya benzer türden fiziksel travma görüntüleri-duyumsamaları, geçmiş yaşam terapisiyle başarıyla temizlenebilir; acı veya diğer kronik fiziksel belirtilerin belirgin biçimde ortadan kalkışıyla sonuçlanacak şekilde, enerjetik olarak bedenden salıverilebilirler.

Deneyimsiz gözlemcilere bunlar tehlikeli olmasa da, rahatsız edici gelebilir. Eğitim almış (daha çok Freudyen, bilişsel veya tamamen sözel teknikleri kullanan) terapistler bile, özellikle şiddetli geçen bir geçmiş yaşam çalışmasından sonra bana gelip, bir psikotik çöküşü tahrik etmenin tehlikeleri konusunda beni uyarmışlardır. Ama artık geçmiş yaşam terapisi uygulayan pek çok terapist için, duygusal kadar fiziksel boşalım da çalışma alanımızın vahim bir parçası haline gelmiştir. Giderek daha çok sayıda terapist her türden davranış sorunu ve kompleksinin altında geçmiş yaşamlardan gelen ve duygusal olduğu kadar, fiziksel olduğu da açık, travmatik katmanlar bulmaktadır. Bunun sonucunda doğal olarak, eski travmaları salıvermek için katarsise (ruhsal sarsıntı ile arınmaya) yol açan yöntemler kullanılmaktadır. Tarihsel bir perspektiften bakıldığında, travmatik olayların yeniden yaşanması ve bunların duygusal boşaltım veya katarsise yol açan yöntemler yoluyla terapi edilmelerine ilişkin vurgulama, Freud’un daha sonraları geliştirdiği ego ve onun savunma mekanizmaları psikanalizmin uğruna doksan yıl önce terk ettiği yaklaşımların ta kendilerine bir dönüştür.

Bilişsel anlayışı hedeflediğimizde bedeni de ihmal etmemeliyiz. Tam tersine, terapistler olarak bizler katarsisi vurguladığımızda, hem fiziksel şiddetin hem de duygunun en canlı biçimde deneyimlendiği yerin beden olması gibi basit bir olgu nedeniyle, kaçınılmaz olarak bedene odaklanmış halde kalmalıyız.

Fiziksel Olmayan Aktarımların Sorunları

Bazı teoriler bazen "ekstra-serebral anı sendromu" da denilen bu soruya genetik miras açıklamasıyla yanıt vermeye kalkışmıştır. Ancak, geçmiş yaşamları içeren yüzlerce vakadan yola çıkarak vardığım sonuç şudur: söz konusu rahatsızlığın genetik olarak aktarılmış olabilme ihtimali bunların ancak küçük bir kısmı için geçerli olabilirdi. Kayda geçirdiğim hikâyelerin çok büyük bir çoğunluğunu ise genetikle açıklayabilmenin hiçbir yolu yoktur. Çoğu için kültürel tutarsızlıklar ve süreksizlikler fazlasıyla aşırıdır.

Başka bir çalışmada kalıtımsal psişik içeriklerden "geçmiş yaşam kompleksleri" olarak söz etmeyi önermiş olsakta; bu olgu, Jung’un kompleksler tarifinin bir genişletme şeklidir. Çünkü bir ömürde oluşup yerleşen psişik, duygusal ve fiziksel izlenimlerin bir biçimde gelecek yaşamlara aktarılıyor olduğu fazlasıyla açıktır.

Ama onlara ne dersek diyelim, geçmiş yaşamlardan gelen kompleksler tam olarak nasıl aktarılmaktadırlar? Bu aktarımın yaşamdan yaşama, bedenden bedene geçebilmesi için bir tür psişik alt katman veya araç mı vardır?

Tüm insanlık tarihinin kalıntılarının bir deposu şeklindeki, Jung’un kendi "kolektif bilinçdışı teorisi" çekici bir önerme gibi görünmektedir ama bu formülasyonda, onun içerikleri olan arşetiplerin hiçbir kişisel anısı yoktur, yalnızca kişisel olmayan biçimleri vardır.

Bu noktada, verilerimizle daha uyumlu olan fikirler için, Doğu’nun tam tersine ruh göçü fikrine daima açık olmuş olan kültürlerdeki kök salmış teoriler için tekrar islama dönmemiz gerektiğine inanmaktayım.

Akaşanın (psişik ya da kozmik "uzay" veya "esir" olarak tercüme edilen) geleneksel doktrinine, Edgar Cayce okumaları ve teozofi tarafından popülerleştirilen "Akaşik kayıtlar" imgesinin çok ötesine uzanan bir doktrine girmek, bu makalenin ölçeğini aşmak olur. Şunu söylemekle yetinelim: eğer Batı’daki bizler bu doktrini gerçekten anlamış olsaydık, "akaşa" kavramı madde, dönüşüm ve şifa hakkında Batı’da daha henüz meydan okunmaya başlanmış olan sabit fikirleri kökten değiştirirdi.

Geçmiş yaşam terapisi açısından çok daha faydalı olan ise süptil beden kavramıdır. Süptil beden, Metafizik uzmanımız tarafından şöyle özetlenmektedir: "Ölümden sonra çözülüp dağılmaktan mustarip olan kaba beden içinde, her canlı varlık, yaşamsal nefeslerin ve içsel organların duyu becerilerinden biçimlenmiş olan bir içsel süptil bedene sahiptir. Doğumdan doğuma, tekrar bedenlenen kişiliğin temeli ve aracı olarak sürüp giden bedendir bu. Ölüm anında kaba bedenin zarfından sıyrılıp ayrılır ve sonra, yeni varoluşun yapısına karar verir; zira onun içinde geçmişin iradesinin hareketlerinin izleri, eğilimler ve doğal istekler, alışkanlıkların ve meyillerin mirası ve de şu veya bu şekilde tepki vermeye veya hiç tepki vermemeye dair belirgin bir duruş kalmıştır."

Regresyon çalışması alanındaki profesyonellerin büyük çoğunluğu, açığa çıkıp yeniden yaşanan deneyimler ile gerçek olaylar arasındaki ilişkilerin önemini göz ardı etme eğilimindedirler. Bunun iki nedeni vardır: İlki, mesleğimizin öncülerinin, danışanları için asıl ve yaşamsal olan şeyin duygusal rahatlamaya, katarsise erişmek ve mevcut sorunu hafifletmek olduğunu savunmalarıdır. Bu hedefe erişildiyse, danışanın o şeyleri hayal mi ettiği, yoksa bir geçmiş yaşam deneyimini gerçekten yeniden mi yaşadığı konusu terapisti ilgilendirmez. İkinci neden ise, gözden geçirilmiş deneyimlerin tarihsel gerçekliktekilerle karşılaştırılarak doğrulanmasıyla ilişkili zorluklardır. Eğer anlatılan hikâye, kayıtların doğru dürüst tutulmadığı çok eski zamanlarda geçiyorsa, bu olayların izi nasıl sürülebilir? Ayrıca hepimiz biliyoruz ki danışanlarımızın çoğu isimler, tarihler veya tarihsel ayrıntıları değil de duygusal malzemeleri açığa çıkarmaktadırlar.

Bu savunma sağlam ve akılcıdır; doğrulamayı bir kenara bırakınca danışman güvenilirlikle ilgili kaygılardan da kurtulur ve bu da işini kolaylaştırır.

Oysa başka bir mesele işleri biraz karmaşıklaştırmaktadır: danışanlarımızın kendi regresyonlarına dair kişisel görüşleri. Onların kendi deneyimlerine dair kuşkular taşıdıklarını hepimiz bilmekteyiz. Gördükleri veya hissettikleri şeyin gerçekliğine dair kendilerini sorgularlar. Tekrar doğuş fikri onlara yabancıdır. Bunun üstünde daha önce hiç düşünmemişlerdir. “Bunların hepsi benim zihnimde mi?” veya “Bunların hepsini uydurdum mu?” gibi sorular hâkim düşüncelerdir; özellikle (danışanlarımızın ortalama seans sayısı olan) iki veya üç regresyon yaptırmış olanlar için. Meraklı bir insan zihninin (tekrar doğuşa inananların bile) doğal eğilimi, bu deneyimlerin gerçekliğinden kuşkulanmaktır. Şimdi, biz danışmanlar onlara, “...hayal gücünüz böyle sefil bir yaşamda bir köle veya engizisyon tarafından suçlanan ve yakılan bir cadı- olduğunuza dair bu korkunç hikâyeyi neden uydurdu dersiniz?” diye sorduğumuzda ise yanıt genellikle, “Hımm,” şeklindedir. “Hımm,” ise pek çok biçimde yorumlanabilir ama bence, merak dolu bir şaşkınlığı sembolize etmektedir.

Peki, içinde isimlerin, tarihlerin ve mekânların geçmediği bir hikâye nasıl doğrulanabilir? Bunu aşmanın bir yolu var mıdır? Bence var. Ama teoriyi genişletmeden önce, izin verirseniz birkaç vakayı ele almak istiyorum.

Hepimiz sevgi özlemi içindeyiz çünkü fiziksel âleme bedenlenirken daralan şuurumuz sebebiyle, var olan her şeyle olan birliği, sevgiyi deneyimlediğimiz ilahi doğamıza ait farkındalığı kaybediyoruz.
Bu da kendimizi, yuvamızdan ayrı düşmüş, terk edilmiş, reddedilmiş, değersiz hissetmemize ve en önemlisi sevilmediğimizi düşünmemize yol açıyor. Ve böylelikle, yaşayamadığımız sevginin yerini korku alıyor.
Enerji alanımızdaki bu negatif duygu ve düşünceler ise hayatımıza, benzer duygu ve düşünceleri bize deneyimletecek olaylar çekmemize ve enerji alanımızdaki bu blokajların gittikçe güçlenmesine neden oluyorlar.
Birçok yaşamlar boyunca aynı programlarla ilgili olaylar yaşıyoruz. Blokajlarımız, onların farkına varabilmemiz için her yaşamda tekrar tekrar aktive oluyorlar ama onların farkına varamıyoruz ve mutsuzluklarla, hastalıklarla dolu hayatlar yaşıyoruz.
Oysa tüm ihtiyacımız, ilahi doğamızla olan bağımızın aslında hiç kopmadığını fark etmek; sevgiyi deneyimlediğimiz o üstün bilinçli halimizi, mükemmel varlıklar olduğumuzu hatırlamak, kendimizi o enerji seviyesine yükseltmek...
Bunun için de, hayatımızı yöneten; enerjimizi çalarak bizi sürekli düşük titreşimde, aynı illüzyonun içinde tutan, sevgi enerjisinin varlığımızda rahatça akmasına engel olan inançların, programların, blokajların fark edilip, çözümlenmesi gerekiyor. Ciddi bir enerjetik ağırlık yapan blokajlarımızı temizlemeden, hayatımızdan korkuyu kaldırıp sevgiye, kalbimize demir atmadan ilahi doğamıza ait daha ince titreşim seviyelerinde var olamayız.
Bizler buraya sevgi, bolluk, sağlık ve yaratıcılık gibi tanrısal nitelikleri deneyimlemeye geldik. Yaşamın mutluluk ve haz verici bir deneyim olması niyet edilmiştir. Hayatın amacı onu yaşamak, dolu dolu yaşamaktır!

Metafizik uzmanı Gökhan Hani ile Regresyon çalışması yaklaşık olarak 4 saat sürüyor. Yaklaşık 2 saat süren ön görüşme sırasında danışan, kendini ve hayatında yolunda gitmeyen konuları, çocukluğuna kadar inerek anlatıyor. Ve o günkü çalışma için çözümü hedeflenen konuyu birlikte belirliyoruz.

Çalışmaya katılan kişinin üzerinde çalışmak istediği, kendisini rahatsız eden birden fazla konusu olma durumunda, bu konuları gözden geçiriyoruz ve danışan için en öncelikli olan konuyu belirliyoruz. Seansa gelmeden önce en önemli hazırlık; sorunu üzerinden atacağı inanç ve bilinçaltına inmedeki kendi kendine olan inancı olması.

Regresyon Terapisi için şöyle bir tanım yapabiliriz: Hipnotik trans ile veya Hipnotik olmayan Spritüel Direk Trans Hali Metaregresif terapi ile fiziksel gevşeme sağlandıktan sonra bilinçaltına yapılan bir geziyle, bizde etki oluşturarak duygu ve düşüncelerimizi etkilemiş, hazmedilememiş, eksik veya yanlış anlaşılmış, bizi sarsmış olan iç dengemizde şaşma meydana getirmiş, bir baskı unsuru olarak zihnimizde yer etmiş olan olayları ilgili anılar ve duygulara çağrışım yasalarına bağlı olarak, İmgelem ve tasarım yoluyla o olayı hayali tekrar yaşayarak üzerimizde oluşan negatif etkilerini pozitife dönüştürme, sorunlara ilişkin anlayışımızı ve benlik imajımızı yeniden yapılandırma yöntemidir.

İnternational Special Metaphysics Academy Bünyesinde 2 Sertifikalı Regresyon Eğitim ve Uygulama seanslarımız başlamıştır. Sizde Regresyon eğitimi almak veya Geçmişe dönme seans uygulamaları almak istiyorsanız. Bizleri aramakta gecikmeyin.


Tweet This





Copyright © 2007-2010 TurkSpace, Inc. All rights reserved.