Hoşgeldin Ziyaretçi, Giriş Yap yada Hemen Bize Katıl
CANLI SOHBET | EKLE
| DİL:
 
karamuk
PROFİL   ALBÜM   BLOG   ZİYARETÇİ DEFTERİ   ARKADAŞLAR   BEĞENDİKLERİM   YORUM   ANKET   VİDEO  
Diğer Resimler
mem_normal OFFLINE
Bayan
52 yaşında
umut deniz
Sydney, New South Wales
Avustralya

Görüntülenme: 371
Puan: [ 1329 ]
Şampiyonluk: 0


Durum: karamuk'nın profiline hoşgeldiniz

İLETİŞİM PANELİ
MESAJ GÖNDER
SOHBET
ARKADAŞLARIMA EKLE
GRUP DAVETİYESİ YOLLA
Beğendiklerime Ekle
PUANLA BENİ
HEDİYE YOLLA

Fizik: Balık Eti
MESLEK: Bilişim
İçKI: Bazen
SIGARA: Evet
SAç RENGI: Kumral
GöZ RENGI: Siyah
EğITIM: Lise
Medeni Durum: Boşanmış
TAKıM: Galatasaray
ÜYELİK TARİHİ: 13/06/2011
BURÇ: Kova
SON GİRİŞ: 22/09/2014 15:14:46
PUAN: 9.99
Karizma
0.00
0 oy
Forum Konusu Yok
Konularım: 0  Ziyaretçi Konuları: 0
DiğerleriDiğerleri

Henüz kimseden hediye almamış.




Giriş Kıdem
54 1197
Email
78






,










karamuk rumuzlu üyemizin 2 adet arkadaşi var.



Only my friends can see my activity feed.


Displaying 12 out of 38 comments
27/01/2017 11:10:02



08/01/2013 17:21:35



21/12/2012 16:38:25



15/12/2012 19:29:48



24/11/2012 21:44:44

Yaralı Bir
Yürek


Havana’da
Ernest Hemingway’in 7 yıl yaşadığı otel odasını gezmiştim yıllar önce…


Hotel Ambos Mundos…

511 numaralı oda…

Hemingway,
pencereleri körfezin girişine bakan bu küçük odada 1932-1939 yılları arasında
yaşamış ve ünlü romanı “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” u orada yazmış.

Şimdi
müze olan evin salonunda oltaları ve eşyaları duruyor.

Camekanlı bir
bölmede, Londra’daki yayınevinden gelmiş bir mektup var:

“Çanlar” ın 45
bin sattığını müjdeliyor.

Odayı, aklımda hep aynı soruyla gezdim:


Devrim öncesi gerillalara para yardımı yapan, devrimde Castro’yla omuz
omuza yürüyen adam, ne olmuştu da devrimden hemen sonra, 1960’ta Küba’yı terk
etmiş, İspanya’ya, yalnızlığına dönmüştü acaba..?


* * *
Aradığım
cevabı Adem Eyüp Yılmaz’ın “Edebiyat ve İntihar” (Selis, 2003) kitabında buldum.


Hemingway, 1954 yılında, Kübalı yaşlı bir balıkçıyı anlattığı “Yaşlı
Adam ve Deniz” adlı romanıyla Nobel edebiyat ödülünü almış ve törende yaptığı
konuşmada şöyle demişti:

“En iyisini yazmak, yalnız bir hayatı
gerektirir. Yazar için yapılan organizasyonlar, yazarın yalnızlığını hafifletir.
Bunun, yazarı geliştireceğinden şüpheliyim. Yalnızlığını dağıttığı sürece
popülaritesi artar, ama o oranda da işleri kötüye gider”.

Birkaç cümle
daha… ve sonuç:

“Sanırım bir yazar için çok uzun konuştum. Bir yazar,
söylemesi gerekeni konuşmamalı, yazmalıdır. Teşekkürler”.


* *
*
Yalnızlık, onun yazılarının mürekkebiydi.

Bir de av…

Şeker
hastasıyken depresyona girip intihar eden babası gibi, ava meraklıydı
Hemingway...

Bir mektubunda avcılıktan söz ederken, “Temiz (acı
çektirmeden) öldürme sorumluluğumuz var” diye yazmıştı:

“Ama eğer bir
hayvanı yaralamışsak, o zaman da onu sonuna kadar izleme sorumluluğumuz var”.


Belki de kendisinden söz ediyordu.

Yaralı hissediyordu kendini…
Ve yarasını gösterişli organizasyonlarla sarmak yerine, yalnızlığıyla hepten
kanatıyordu.

Bu sayede yazıyordu.

“Paris Bir Şenliktir” de şöyle
yazmıştı:

“Sonbaharda hüzünlü olmayı ummuştun sen… Her yıl yapraklar
ağaçlardan düştüğünde ve dalları rüzgar ve soğuktan çıplak kaldığında
bazılarınız ölürsünüz. Ama sen, baharın her zaman geri geleceğini, ırmağın
donduktan sonra tekrar akacağını bildiğin gibi bilirsin ki; soğuk yağmurların
sürmesi ve baharı öldürmesi, genç bir insanın sebepsiz ölmesi gibidir”.



* * *
Nobel’i aldığı yıl, Afrika’da safari yaptığı uçak
düştüğünde yaralanmıştı. Artık 60 yaşında ve 100 kiloydu. Karaciğeri, o kadar
içkiyi kaldıramıyordu.

Son romanı “Cennet Bahçesi” ni
tamamlayamayacağını hissetti.

Yazmadan yaşamak, yaralıyordu onu...


Ve o, yaralı bir bedeni huzura kavuşturmak için, sonuna dek izlemek
gerektiğine inanıyordu.

1961 yılında şu satırları yazdı:

“Uzun
bir hayat, insanın iyimserliğini yok eder. En iyisi, vücudu eskitip
yaşlandırmadan, hayaller yıkılmadan, gençliğin mutluluğu içinde ölmek, bir ışık
seli içinde gitmektir”.

O yaz, dağ evinin meşe lambrili salonunda,
güvercin avlamak için kullandığı av tüfeğinin tetiğini kapının tokmağına
bağladı.

Ve kapıyı kapattı.

Avladığı son güvercin, kendi yaralı
bedeni olmuştu.


Can Dündar (Şiir Gibi Yazılar)


20/11/2012 20:54:33



20/11/2012 20:33:44



18/11/2012 19:43:48



18/11/2012 12:57:10

Söyle Bana


Her takvime üç beş ömür

bahtımızın bilmecesini bölüştürdük

çabuk düşen yapraklara


her sey niye bu kadar çok zaman alıyor? niye?

ne çabuk geldik

bu soruyu derin bir iç sızısıyla soracak yaşa


ölüm karşısında kazanılabakış derinliği

niye yitirildi yaşamda?


Eski bir fotoğrafa bakıyordum

Bu sorular beni yokladığında

Fotoğrafta sen de varsın

Bak ve söyle bana


Murathan Mungan



13/11/2012 18:51:14



10/11/2012 23:34:30
Yağış
Bekleniyor
Hiçbir
kelimesini kullanmıyorum
Eski hikayelerimin.
Yeni sözlerde yıpranmış
şeyler vardır.
Toz, buğu ya da kir.
Nasıl sevinirse bir kedi,
Bir
karanfil.
Her mevsim kendini
Kendi yağışına yedirir.
Buluttur bir
bakıma
Yağmurun anavatanı.

İşte benim
Dönüp dolaşıp

Anadolu'ya yağışım bundandır.


02/11/2012 21:10:16





Copyright © 2007-2010 TurkSpace, Inc. All rights reserved.