Hoşgeldin Ziyaretçi, Giriş Yap yada Hemen Bize Katıl
CANLI SOHBET | EKLE
| DİL:
 
FORUM
Yeni Mesajlar | Konularım | Profildeki Forumlar | Kullanıcı Ayarları | Takip Ettiklerim
Yanıt Yolla
KARNI AÇLARDAN ZİYADE KALBİ AÇLARA ACIRIM...
Toplam Görüntülenme: 1070 - Toplam Yanıtlar: 0
Feb 20 2013, 12:12 am - yazan metafizik

Özel Mesaj


Bild: KARNI AÇLARDAN ZİYADE KALBİ AÇLARA ACIRIM... Açlık dediğimizde bir canlının hayatını devam ettirmesi için gerekli olan gıdayı alamamasını, yaşam fonksiyonlarının tehlike altına girmesini ve sağlığını kaybedecek duruma gelmesini anlarız. Yoksulluk ise bir insanın geçimi için gerekli üretim gücünü kaybetmesi ve gelir kaynaklarının azalması, bu nedenle başta gıda olmak üzere, barınma, giyinme imkânlarını kaybetmesidir.Dünyanın her yerinde yoksulluğu uzun süre yaşayan insanlar, sonunda açlığında pençesine düşebilmektedirler. Açlık olmasa bile yetersiz beslenme nedeniyle sağlıkları tehlikeye girmektedir.Bugün dünyada 925 MİLYON AÇ İNSAN  bulunmaktadır. Yani 6.8 milyar olan dünya nüfusunun % 13.6’sı açtır. Yaşanan açlık sorununu bölgesel olarak değerlendirdiğimizde; Asya Pasifik Bölgesinde 578 milyon, Afrika’nın sahra altı bölgelerinde 239, Güney Amerika 53 milyon, Doğu ve Kuzey Afrika’da 37 milyon ve gelişmiş(!) ülkelerde19 milyon aç insan vardır. Dünyada her 6 doğumdan biri annenin yetersiz beslenmesi sonucu prematüre olmakta ve düşük ağırlıktaki doğum nedeniyle çocuklarda özürlü doğma riski artmaktadır.Dünya’da açılıktan en çok zarar gören çocuklardır. Her yıl dünya 5 milyon çocuk açlık ve yetersiz beslenmeden dolayı hayatını kaybetmektedir..Dünya nüfusunun artmasına rağmen gerçekte insanlık için yeterli gıda üretimi yapılmaktadır. Ama ne yazık ki yoksulluk nedeniyle insanların gıdayı satın alması ve gıdaya ulaşması zorlaşmıştır. Gıda üreten zengin ülkeler para peşindedir. Açlığın yaşandığı fakir ülkelerin ise parası yoktur. Dünya gıda ticaretini elinde bulunduran ülkeler için işin insanı yönünden çok ticari boyutu önem kazanmaktadır. Öylesine ki acımazsız ticaret kuralları içinde dünyada birçok ülkede tarımsal üretime verilen destekler kaldırılmış ya da kaldırılmak zorunda bırakılmıştır. Ülkemizin de içinde olduğu birçok geri kalmış veya gelişmekte olan ülke bir zamanlar tarım ürünü ihracatçısı iken ithalatçı ülke konumuna düşmüştür.Bugün dünyada açlık denilince hepimizin gözlerinin önüne Afrika’da açlıktan olan çocuklar gelir. Çünkü yıllardan beri bize verilen haber görüntüleri böyledir. FAO verilerine göre bu kıtada 40 milyon civarında insan kronik açlık ile karşı karşıyadır. Afrika yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir. Bu nedenle Afrika birçok gelişmiş ülke tarafından yıllarca sömürülmüş ve kaynakları acımasızca kullanılmıştır. Zengin kıta adeta açlık ve yoksulluğun pençesine itilmiştir. Bugün bu kıta dünyanın en yoğun iç savaşlar yaşanan bölgesidir. Kıtada açlık ve yoksulluğu önleme adına yapılan yardımlar tam bir gösteriye dönüşmüştür.Oysa biz veren el diğerini görmemeli anlayışıyla büyütülmemiş miydik?Bu bölgeye yıllardan beri yardımlar yapılmakta, ve bu yardımları bahane ederek ülkelerin yönetimlerine müdahale edilmekte, ne yazık ki ülkelerin kalkınmaları yönünde yeterli çaba gösterilmemektedir.Tıpkı Goethe'nin dediği gibi açlık en akıllı balıkları bile oltaya getirirGeçen zaman içinde bölgeye yapılan yardımlar azalma göstermekte, zengin ülkeler yardımlarda kısıtlamaya gitmeye başlamışlardır. Üstüne üstlük Afrika ülkelerinin büyük bir kısmı birde bir borç batağına sokulmuştur.Yoksulluk ve açlık tehlikesinin önlenmesi için yardımlar çözüm olmamış, bu kıtanın sömürülmesinde aslında kullanılan yöntemlerden biri olmuştur. Bu kıtada yardımlar kısa vadeli, bir çözüm olabilir. Bu coğrafyadaki insanların eğitime, örgütlenmeye ve örgütlü olarak üretmeye ihtiyacı vardır. Özellikle tarımsal üretimde örgütlü çiftçiler ile üretimin geliştirilmesi zorunludur. Büyük bir kısmı kırsal kesim insanı olan bu insanlara yapılan bireysel yardımlar çözüm olamaz. İnsanların örgütlenmesi ve örgütleri desteklenerek yardımların dağıtılması gereklidir. Adına ne derseniz deyin, bu ülkelerde adı sanı ve güvenirliliği belli olmayan yardım organizasyonları yerine bu ülkenin resmi örgütleri tarafından yardımın organize edilmesi daha yararlıdır. Sadece onlara yardımın yapılma şekli ile yönlendirme yapılabilir.Hazıra hazine dayanmayacağına göre üretmeyen ve üretemeyen insanlara yapılan yardım çözüm olamaz. 'Afrika’nın balık tutmaya ihtiyacı vardır'. Zaten gelen beyaz adama bugüne kadar balık vermiş ve bu toprakların insanlarını bile köle diye satmış, din adına doğal kaynaklarını sömürmüş, geride iç savaşlar, kan ve gözyaşı bırakmıştır. tıpkı somali,ruanda,angola,darfur hatta neredeyse tüm kara kıtada olduğu gibi...Kara Afrika’nın kara talihini sadece bu ülkelerde yaşayan insanlar yenebilir. Gerçek yardım onların sömürüden kurtulması barışa ve refah’a kavuşması ile mümkündür. Gelin o zaman günlük yardımları değil projeye dayalı öğretici ve üretici yardımlara öncelik verelim. Bu ülkelerde gıda üretimini destekleyen örgütlü projeleri destekleyelim. Balık vermek yerine değil balık tutmasını öğretelim.Ancak tüm bunları yaparken de ülkemizdeki açların ve yoksulların sorunlarını ne derece çözdüğümüzü sorgulayalım ve gerçekleri gözardı etmeyelim..        Açlığın, ne dost, ne akraba, ne insanlık, ne de hak tanıdığı zamanlarda elini vicdanına koyanlara  atfen... Bild: KARNI AÇLARDAN ZİYADE KALBİ AÇLARA ACIRIM... Açlık dediğimizde bir canlının hayatını devam ettirmesi için gerekli olan gıdayı alamamasını, yaşam fonksiyonlarının tehlike altına girmesini ve sağlığını kaybedecek duruma gelmesini anlarız. Yoksulluk ise bir insanın geçimi için gerekli üretim gücünü kaybetmesi ve gelir kaynaklarının azalması, bu nedenle başta gıda olmak üzere, barınma, giyinme imkânlarını kaybetmesidir.Dünyanın her yerinde yoksulluğu uzun süre yaşayan insanlar, sonunda açlığında pençesine düşebilmektedirler. Açlık olmasa bile yetersiz beslenme nedeniyle sağlıkları tehlikeye girmektedir.Bugün dünyada 925 MİLYON AÇ İNSAN  bulunmaktadır. Yani 6.8 milyar olan dünya nüfusunun % 13.6’sı açtır. Yaşanan açlık sorununu bölgesel olarak değerlendirdiğimizde; Asya Pasifik Bölgesinde 578 milyon, Afrika’nın sahra altı bölgelerinde 239, Güney Amerika 53 milyon, Doğu ve Kuzey Afrika’da 37 milyon ve gelişmiş(!) ülkelerde19 milyon aç insan vardır. Dünyada her 6 doğumdan biri annenin yetersiz beslenmesi sonucu prematüre olmakta ve düşük ağırlıktaki doğum nedeniyle çocuklarda özürlü doğma riski artmaktadır.Dünya’da açılıktan en çok zarar gören çocuklardır. Her yıl dünya 5 milyon çocuk açlık ve yetersiz beslenmeden dolayı hayatını kaybetmektedir..Dünya nüfusunun artmasına rağmen gerçekte insanlık için yeterli gıda üretimi yapılmaktadır. Ama ne yazık ki yoksulluk nedeniyle insanların gıdayı satın alması ve gıdaya ulaşması zorlaşmıştır. Gıda üreten zengin ülkeler para peşindedir. Açlığın yaşandığı fakir ülkelerin ise parası yoktur. Dünya gıda ticaretini elinde bulunduran ülkeler için işin insanı yönünden çok ticari boyutu önem kazanmaktadır. Öylesine ki acımazsız ticaret kuralları içinde dünyada birçok ülkede tarımsal üretime verilen destekler kaldırılmış ya da kaldırılmak zorunda bırakılmıştır. Ülkemizin de içinde olduğu birçok geri kalmış veya gelişmekte olan ülke bir zamanlar tarım ürünü ihracatçısı iken ithalatçı ülke konumuna düşmüştür.Bugün dünyada açlık denilince hepimizin gözlerinin önüne Afrika’da açlıktan olan çocuklar gelir. Çünkü yıllardan beri bize verilen haber görüntüleri böyledir. FAO verilerine göre bu kıtada 40 milyon civarında insan kronik açlık ile karşı karşıyadır. Afrika yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir. Bu nedenle Afrika birçok gelişmiş ülke tarafından yıllarca sömürülmüş ve kaynakları acımasızca kullanılmıştır. Zengin kıta adeta açlık ve yoksulluğun pençesine itilmiştir. Bugün bu kıta dünyanın en yoğun iç savaşlar yaşanan bölgesidir. Kıtada açlık ve yoksulluğu önleme adına yapılan yardımlar tam bir gösteriye dönüşmüştür.Oysa biz veren el diğerini görmemeli anlayışıyla büyütülmemiş miydik?Bu bölgeye yıllardan beri yardımlar yapılmakta, ve bu yardımları bahane ederek ülkelerin yönetimlerine müdahale edilmekte, ne yazık ki ülkelerin kalkınmaları yönünde yeterli çaba gösterilmemektedir.Tıpkı Goethe'nin dediği gibi açlık en akıllı balıkları bile oltaya getirirGeçen zaman içinde bölgeye yapılan yardımlar azalma göstermekte, zengin ülkeler yardımlarda kısıtlamaya gitmeye başlamışlardır. Üstüne üstlük Afrika ülkelerinin büyük bir kısmı birde bir borç batağına sokulmuştur.Yoksulluk ve açlık tehlikesinin önlenmesi için yardımlar çözüm olmamış, bu kıtanın sömürülmesinde aslında kullanılan yöntemlerden biri olmuştur. Bu kıtada yardımlar kısa vadeli, bir çözüm olabilir. Bu coğrafyadaki insanların eğitime, örgütlenmeye ve örgütlü olarak üretmeye ihtiyacı vardır. Özellikle tarımsal üretimde örgütlü çiftçiler ile üretimin geliştirilmesi zorunludur. Büyük bir kısmı kırsal kesim insanı olan bu insanlara yapılan bireysel yardımlar çözüm olamaz. İnsanların örgütlenmesi ve örgütleri desteklenerek yardımların dağıtılması gereklidir. Adına ne derseniz deyin, bu ülkelerde adı sanı ve güvenirliliği belli olmayan yardım organizasyonları yerine bu ülkenin resmi örgütleri tarafından yardımın organize edilmesi daha yararlıdır. Sadece onlara yardımın yapılma şekli ile yönlendirme yapılabilir.Hazıra hazine dayanmayacağına göre üretmeyen ve üretemeyen insanlara yapılan yardım çözüm olamaz. 'Afrika’nın balık tutmaya ihtiyacı vardır'. Zaten gelen beyaz adama bugüne kadar balık vermiş ve bu toprakların insanlarını bile köle diye satmış, din adına doğal kaynaklarını sömürmüş, geride iç savaşlar, kan ve gözyaşı bırakmıştır. tıpkı somali,ruanda,angola,darfur hatta neredeyse tüm kara kıtada olduğu gibi...Kara Afrika’nın kara talihini sadece bu ülkelerde yaşayan insanlar yenebilir. Gerçek yardım onların sömürüden kurtulması barışa ve refah’a kavuşması ile mümkündür. Gelin o zaman günlük yardımları değil projeye dayalı öğretici ve üretici yardımlara öncelik verelim. Bu ülkelerde gıda üretimini destekleyen örgütlü projeleri destekleyelim. Balık vermek yerine değil balık tutmasını öğretelim.Ancak tüm bunları yaparken de ülkemizdeki açların ve yoksulların sorunlarını ne derece çözdüğümüzü sorgulayalım ve gerçekleri gözardı etmeyelim..        Açlığın, ne dost, ne akraba, ne insanlık, ne de hak tanıdığı zamanlarda elini vicdanına koyanlara  atfen... Bild: KARNI AÇLARDAN ZİYADE KALBİ AÇLARA ACIRIM... Açlık dediğimizde bir canlının hayatını devam ettirmesi için gerekli olan gıdayı alamamasını, yaşam fonksiyonlarının tehlike altına girmesini ve sağlığını kaybedecek duruma gelmesini anlarız. Yoksulluk ise bir insanın geçimi için gerekli üretim gücünü kaybetmesi ve gelir kaynaklarının azalması, bu nedenle başta gıda olmak üzere, barınma, giyinme imkânlarını kaybetmesidir.Dünyanın her yerinde yoksulluğu uzun süre yaşayan insanlar, sonunda açlığında pençesine düşebilmektedirler. Açlık olmasa bile yetersiz beslenme nedeniyle sağlıkları tehlikeye girmektedir.Bugün dünyada 925 MİLYON AÇ İNSAN  bulunmaktadır. Yani 6.8 milyar olan dünya nüfusunun % 13.6’sı açtır. Yaşanan açlık sorununu bölgesel olarak değerlendirdiğimizde; Asya Pasifik Bölgesinde 578 milyon, Afrika’nın sahra altı bölgelerinde 239, Güney Amerika 53 milyon, Doğu ve Kuzey Afrika’da 37 milyon ve gelişmiş(!) ülkelerde19 milyon aç insan vardır. Dünyada her 6 doğumdan biri annenin yetersiz beslenmesi sonucu prematüre olmakta ve düşük ağırlıktaki doğum nedeniyle çocuklarda özürlü doğma riski artmaktadır.Dünya’da açılıktan en çok zarar gören çocuklardır. Her yıl dünya 5 milyon çocuk açlık ve yetersiz beslenmeden dolayı hayatını kaybetmektedir..Dünya nüfusunun artmasına rağmen gerçekte insanlık için yeterli gıda üretimi yapılmaktadır. Ama ne yazık ki yoksulluk nedeniyle insanların gıdayı satın alması ve gıdaya ulaşması zorlaşmıştır. Gıda üreten zengin ülkeler para peşindedir. Açlığın yaşandığı fakir ülkelerin ise parası yoktur. Dünya gıda ticaretini elinde bulunduran ülkeler için işin insanı yönünden çok ticari boyutu önem kazanmaktadır. Öylesine ki acımazsız ticaret kuralları içinde dünyada birçok ülkede tarımsal üretime verilen destekler kaldırılmış ya da kaldırılmak zorunda bırakılmıştır. Ülkemizin de içinde olduğu birçok geri kalmış veya gelişmekte olan ülke bir zamanlar tarım ürünü ihracatçısı iken ithalatçı ülke konumuna düşmüştür.Bugün dünyada açlık denilince hepimizin gözlerinin önüne Afrika’da açlıktan olan çocuklar gelir. Çünkü yıllardan beri bize verilen haber görüntüleri böyledir. FAO verilerine göre bu kıtada 40 milyon civarında insan kronik açlık ile karşı karşıyadır. Afrika yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir. Bu nedenle Afrika birçok gelişmiş ülke tarafından yıllarca sömürülmüş ve kaynakları acımasızca kullanılmıştır. Zengin kıta adeta açlık ve yoksulluğun pençesine itilmiştir. Bugün bu kıta dünyanın en yoğun iç savaşlar yaşanan bölgesidir. Kıtada açlık ve yoksulluğu önleme adına yapılan yardımlar tam bir gösteriye dönüşmüştür.Oysa biz veren el diğerini görmemeli anlayışıyla büyütülmemiş miydik?Bu bölgeye yıllardan beri yardımlar yapılmakta, ve bu yardımları bahane ederek ülkelerin yönetimlerine müdahale edilmekte, ne yazık ki ülkelerin kalkınmaları yönünde yeterli çaba gösterilmemektedir.Tıpkı Goethe'nin dediği gibi açlık en akıllı balıkları bile oltaya getirirGeçen zaman içinde bölgeye yapılan yardımlar azalma göstermekte, zengin ülkeler yardımlarda kısıtlamaya gitmeye başlamışlardır. Üstüne üstlük Afrika ülkelerinin büyük bir kısmı birde bir borç batağına sokulmuştur.Yoksulluk ve açlık tehlikesinin önlenmesi için yardımlar çözüm olmamış, bu kıtanın sömürülmesinde aslında kullanılan yöntemlerden biri olmuştur. Bu kıtada yardımlar kısa vadeli, bir çözüm olabilir. Bu coğrafyadaki insanların eğitime, örgütlenmeye ve örgütlü olarak üretmeye ihtiyacı vardır. Özellikle tarımsal üretimde örgütlü çiftçiler ile üretimin geliştirilmesi zorunludur. Büyük bir kısmı kırsal kesim insanı olan bu insanlara yapılan bireysel yardımlar çözüm olamaz. İnsanların örgütlenmesi ve örgütleri desteklenerek yardımların dağıtılması gereklidir. Adına ne derseniz deyin, bu ülkelerde adı sanı ve güvenirliliği belli olmayan yardım organizasyonları yerine bu ülkenin resmi örgütleri tarafından yardımın organize edilmesi daha yararlıdır. Sadece onlara yardımın yapılma şekli ile yönlendirme yapılabilir.Hazıra hazine dayanmayacağına göre üretmeyen ve üretemeyen insanlara yapılan yardım çözüm olamaz. 'Afrika’nın balık tutmaya ihtiyacı vardır'. Zaten gelen beyaz adama bugüne kadar balık vermiş ve bu toprakların insanlarını bile köle diye satmış, din adına doğal kaynaklarını sömürmüş, geride iç savaşlar, kan ve gözyaşı bırakmıştır. tıpkı somali,ruanda,angola,darfur hatta neredeyse tüm kara kıtada olduğu gibi...Kara Afrika’nın kara talihini sadece bu ülkelerde yaşayan insanlar yenebilir. Gerçek yardım onların sömürüden kurtulması barışa ve refah’a kavuşması ile mümkündür. Gelin o zaman günlük yardımları değil projeye dayalı öğretici ve üretici yardımlara öncelik verelim. Bu ülkelerde gıda üretimini destekleyen örgütlü projeleri destekleyelim. Balık vermek yerine değil balık tutmasını öğretelim.Ancak tüm bunları yaparken de ülkemizdeki açların ve yoksulların sorunlarını ne derece çözdüğümüzü sorgulayalım ve gerçekleri gözardı etmeyelim..        Açlığın, ne dost, ne akraba, ne insanlık, ne de hak tanıdığı zamanlarda elini vicdanına koyanlara  atfen...


KARNI AÇLARDAN ZİYADE KALBİ AÇLARA ACIRIM... Açlık dediğimizde bir canlının hayatını devam ettirmesi için gerekli olan gıdayı alamamasını, yaşam fonksiyonlarının tehlike altına girmesini ve sağlığını kaybedecek duruma gelmesini anlarız. Yoksulluk ise bir insanın geçimi için gerekli üretim gücünü kaybetmesi ve gelir kaynaklarının azalması, bu nedenle başta gıda olmak üzere, barınma, giyinme imkânlarını kaybetmesidir.
Dünyanın her yerinde yoksulluğu uzun süre yaşayan insanlar, sonunda açlığında pençesine düşebilmektedirler. Açlık olmasa bile yetersiz beslenme nedeniyle sağlıkları tehlikeye girmektedir.

Bugün dünyada 925 MİLYON AÇ İNSAN bulunmaktadır. Yani 6.8 milyar olan dünya nüfusunun % 13.6’sı açtır. Yaşanan açlık sorununu bölgesel olarak değerlendirdiğimizde; Asya Pasifik Bölgesinde 578 milyon, Afrika’nın sahra altı bölgelerinde 239, Güney Amerika 53 milyon, Doğu ve Kuzey Afrika’da 37 milyon ve gelişmiş(!) ülkelerde19 milyon aç insan vardır. Dünyada her 6 doğumdan biri annenin yetersiz beslenmesi sonucu prematüre olmakta ve düşük ağırlıktaki doğum nedeniyle çocuklarda özürlü doğma riski artmaktadır.
Dünya’da açılıktan en çok zarar gören çocuklardır. Her yıl dünya 5 milyon çocuk açlık ve yetersiz beslenmeden dolayı hayatını kaybetmektedir..
Dünya nüfusunun artmasına rağmen gerçekte insanlık için yeterli gıda üretimi yapılmaktadır. Ama ne yazık ki yoksulluk nedeniyle insanların gıdayı satın alması ve gıdaya ulaşması zorlaşmıştır. 

Gıda üreten zengin ülkeler para peşindedir. Açlığın yaşandığı fakir ülkelerin ise parası yoktur. Dünya gıda ticaretini elinde bulunduran ülkeler için işin insanı yönünden çok ticari boyutu önem kazanmaktadır. Öylesine ki acımazsız ticaret kuralları içinde dünyada birçok ülkede tarımsal üretime verilen destekler kaldırılmış ya da kaldırılmak zorunda bırakılmıştır. Ülkemizin de içinde olduğu birçok geri kalmış veya gelişmekte olan ülke bir zamanlar tarım ürünü ihracatçısı iken ithalatçı ülke konumuna düşmüştür.
Bugün dünyada açlık denilince hepimizin gözlerinin önüne Afrika’da açlıktan olan çocuklar gelir. Çünkü yıllardan beri bize verilen haber görüntüleri böyledir. FAO verilerine göre bu kıtada 40 milyon civarında insan kronik açlık ile karşı karşıyadır. Afrika yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir. Bu nedenle Afrika birçok gelişmiş ülke tarafından yıllarca sömürülmüş ve kaynakları acımasızca kullanılmıştır. Zengin kıta adeta açlık ve yoksulluğun pençesine itilmiştir. Bugün bu kıta dünyanın en yoğun iç savaşlar yaşanan bölgesidir. Kıtada açlık ve yoksulluğu önleme adına yapılan yardımlar tam bir gösteriye dönüşmüştür.

Oysa biz veren el diğerini görmemeli anlayışıyla büyütülmemiş miydik?
Bu bölgeye yıllardan beri yardımlar yapılmakta, ve bu yardımları bahane ederek ülkelerin yönetimlerine müdahale edilmekte, ne yazık ki ülkelerin kalkınmaları yönünde yeterli çaba gösterilmemektedir.
Tıpkı Goethe'nin dediği gibi açlık en akıllı balıkları bile oltaya getirir
Geçen zaman içinde bölgeye yapılan yardımlar azalma göstermekte, zengin ülkeler yardımlarda kısıtlamaya gitmeye başlamışlardır. Üstüne üstlük Afrika ülkelerinin büyük bir kısmı birde bir borç batağına sokulmuştur.
Yoksulluk ve açlık tehlikesinin önlenmesi için yardımlar çözüm olmamış, bu kıtanın sömürülmesinde aslında kullanılan yöntemlerden biri olmuştur. Bu kıtada yardımlar kısa vadeli, bir çözüm olabilir. 

Bu coğrafyadaki insanların eğitime, örgütlenmeye ve örgütlü olarak üretmeye ihtiyacı vardır. Özellikle tarımsal üretimde örgütlü çiftçiler ile üretimin geliştirilmesi zorunludur. Büyük bir kısmı kırsal kesim insanı olan bu insanlara yapılan bireysel yardımlar çözüm olamaz. İnsanların örgütlenmesi ve örgütleri desteklenerek yardımların dağıtılması gereklidir. Adına ne derseniz deyin, bu ülkelerde adı sanı ve güvenirliliği belli olmayan yardım organizasyonları yerine bu ülkenin resmi örgütleri tarafından yardımın organize edilmesi daha yararlıdır. Sadece onlara yardımın yapılma şekli ile yönlendirme yapılabilir.
Hazıra hazine dayanmayacağına göre üretmeyen ve üretemeyen insanlara yapılan yardım çözüm olamaz. '
Afrika’nın balık tutmaya ihtiyacı vardır'. Zaten gelen beyaz adama bugüne kadar balık vermiş ve bu toprakların insanlarını bile köle diye satmış, din adına doğal kaynaklarını sömürmüş, geride iç savaşlar, kan ve gözyaşı bırakmıştır. tıpkı somali,ruanda,angola,darfur hatta neredeyse tüm kara kıtada olduğu gibi...
Kara Afrika’nın kara talihini sadece bu ülkelerde yaşayan insanlar yenebilir. Gerçek yardım onların sömürüden kurtulması barışa ve refah’a kavuşması ile mümkündür. Gelin o zaman günlük yardımları değil projeye dayalı öğretici ve üretici yardımlara öncelik verelim. Bu ülkelerde gıda üretimini destekleyen örgütlü projeleri destekleyelim. Balık vermek yerine değil balık tutmasını öğretelim.
Ancak tüm bunları yaparken de ülkemizdeki açların ve yoksulların sorunlarını ne derece çözdüğümüzü sorgulayalım ve gerçekleri gözardı etmeyelim..
Açlığın, ne dost, ne akraba, ne insanlık, ne de hak tanıdığı zamanlarda elini vicdanına koyanlara atfen...

HAYATTA,SIRF PAYLAŞMAK İÇİN VAR OLAN VE PAYLAŞTIKÇA ÇOGALAN BEDAVA ÜÇ ŞEY VAR! BİLGİ, SEVGİ,MUTLULUK / Melissa Birsen Lundgren Toklucu 
Dört çeşit insan vardır: Bilmeyen ve bilmediğini bilmeyen: O bir aptaldır uzak dur. Bilmeyen ve bilmediğini bilen: O basit bir insandır. Öğret!. Bilen ve bildiğini bilmeyen: O uykudadır.uyandır. Bilen ve bildiğini bilen:o akıl insandır. takip et.
Yanıt Yolla

Copyright © 2007-2010 TurkSpace, Inc. All rights reserved.