Hoşgeldin Ziyaretçi, Giriş Yap yada Hemen Bize Katıl
CANLI SOHBET | EKLE
| DİL:
 
FORUM
Yeni Mesajlar | Konularım | Profildeki Forumlar | Kullanıcı Ayarları | Takip Ettiklerim
Yanıt Yolla
İki facia: Struma ve Boraltan
Toplam Görüntülenme: 1418 - Toplam Yanıtlar: 1
Sep 12 2012, 1:29 pm - yazan burak40

Özel Mesaj

1942 Şubat’ında Struma adlı gemide Romanya’daki Nazi zulmünden kaçan sivil Yahudiler, Boğazlar’dan geçerek Filistin’e gidecekti. Fakat Türkiye, 72 gün süreyle Sarayburnu önlerinde tuttuğu gemiyi tekrar Karadeniz’e çıkardı ve gemi orada torpille batırıldı...

103’ü çocuk olmak üzere 768 Yahudi boğularak öldü! Korkunç bir faciadır bu.

Kurtulan tek kişi, David Stoliar, gemiyi Türkiye’nin batırdığını tahmin ettiğini söyledi.

Yetmiş yıl sonra saygıya layık bir insani hassasiyetle İstanbul’da Struma kurbanları için anma tören yapılmıştı. Törende bazı konuşmacılar geminin batırılmasını“Ankara’nın emir verdiği bir cinayet” diye nitelemişlerdi! (Hürriyet, 25 Şubat 2012)

Struma’yı kim batırdı?

Fakat Sovyetler çökünce açılan arşivler Struma’yı Sovyetler’in batırdığını ortaya koymuştu.

Araştırmacı Halit Kakınç’ın Struma adlı kitabı yeni yayınlandı. Dün tanıtımı yapılan kitapta Sovyet belgesi ilk defa Türk kamuoyuna açıklandı. Karadeniz’deki bu tür gemilerin batırılması için “İlerici Halkların Büyük Önderi Stalin Yoldaş” emir vermiştir, Struma’yı ShCh-213 adlı Sovyet denizaltısı torpille batırmıştır!

Halit Kakınç Tek Parti Rejimi’ndeki otoriter ‘Türkçü’ politikaları belgelerle anlatıyor. Bunlar gerçektir. 1942’deki Varlık Vergisi bu vahim politikalardan biridir.

Fakat Kakınç, Struma’nın Ankara için ciddi bir siyasi sorun haline geldiğinden de kısaca bahsetmiş. Struma faciasının asıl sebebi Ankara’nın Türkçülüğü değil, İkinci Dünya Savaşı’nın bu en karanlık döneminde “tarafsız ülke” olarak kalma çabasıdır.

‘Tarafsız ülke’ telaşı

Naziler bütün Balkanlar’ı işgal etmiştir. Nazi savaş makinesi, Kafkas petrollerine ulaşmak için Türkiye’yi çiğneyip geçebilir!

Hükümet, İstanbul’u boşaltma kararını bile almıştır!

Berlin, “Struma’da salgın hastalık var” diye Ankara’ya baskı yapıyor!.. Filistin’de artan Yahudi nüfusunun erken bir Arap tepkisi yaratmasından çekinen İngiltere ise Ankara’yı “Struma’nın Filistin’e gitmesine izin vermeyin” diye sıkıştırıyor!

Tarafsız ülke” durumunu korumak için adeta çırpınan Ankara, çalışabilecek erkek nüfusu silah altına almış, üretim yarı yarıya düşmüştür; ülkede açlık vardır! Mehmetçiğin silah ve teçhizatı çok yetersizdir...

Ankara ırkçı olduğundan değil, Kakınç’ın isabetli deyimiyle “tarafsızlığına halel getirecek uygulamalardan uzak durma” telaşıyla, “bu sorundan kurtulmak” için Struma’yı Karadeniz’e çıkarmaktan başka yol bulamamıştır.

Struma, Sovyet denizaltısı tarafından orada batırılmıştır.

Boraltan faciası

1944’te artık Kızılordu korkusu vardır. Stalin zulmünden Türkiye’ye sığınan 147 Azerbaycanlı Türk, bu korkuyla Sovyetler’e iade edilmiş ve Aras Nehri üzerindeki Boraltan Köprüsü’nün öbür tarafında kurşuna dizilmişlerdir!

Korkunç bir faciadır bu.

Ama bazılarının yazdığı gibi sebep “Milli Şef’in Türklüğe ihaneti” değildir. Birinci Dünya Savaşı’nın facialarını ve ülkenin işgal edilmesinin felaketlerini yaşamış olan İsmet, Fevzi, Karabekir, Rauf neslinin İkinci Dünya Savaşı felaketinden Türkiye’yi koruma telaşıdır!

Yoksa, İnönü ve arkadaşları, Kırım, Kafkasya ve İran Türkleri konusunda ‘iç kabine’de müzakereler yapmışlar, fakat Nazi orduları yenilince bunları elbette rafa kaldırmışlardı.

Milliyetçilik ve karşı-milliyetçilik yahut sağcılık, solculuk gibi duygular tarihe bakarken bizi tek gözlü yapmamalıdır. Zira, daha vahimi, günümüze de tek gözlü bakmak gibi bir bağnazlığa mahkûm eder bizi.


Taha Akyol

 

Sep 12 2012, 2:11 pm - Yanıtlayan: burak40

Özel Mesaj

Struma gemisi için kim özür dilesin!

İLGİNÇ bir işadamı olan, ‘sosyal demokrat’ olduğunu iddia eden İshak Alaton’a yönelik, adı bizde saklı bir Mülkiyeli okurumuzdan eleştiri mektubu aldık.

TKİ’nin kapatılmasını istemesinden somon yetiştiriciliğine, TESEV’in Soros çizgisine çeken anlatımlarını, çevresine yaptığı iftira örneklerini bir yana bırakıyoruz. Okurumuz, Alaton’un, Struma gemisi faciasına kafayı takıp “Hain bürokratlar yaptı, CHP yaptı! Devlet onlardan özür dilesin!” demesine sözü getiriyor. Çarpıcı bilgiler veriyor. Okuyoruz:

“Neymiş bu Struma olayı? Romanya’nın Nazi yanlısı hükümeti bir tezgâhla Struma adlı köhne bir gemiye 769 Musevi’yi doldurup ‘Sizi Filistin’e yolluyoruz’ yalanı ile Karadeniz’e çıkmasına, yani batmasına göz yumuyor. Gemi İstanbul’a geliyor. Sene 1941 Naziler Yunan sınırında, Balkanlar’da herkes Nazi işgalinde, gemi ve içindekileri İngiliz hükümeti Filistin’e kabul etmezken, Amerikan hükümeti konuya ilgisizken, Vatikan’daki Papa’nın sesi çıkmıyorken, Türkiye içinde bulunduğu diplomatik ve askeri baskının çıkmazında geminin tekrar Romanya’ya dönmesi için Struma’yı kendi sularından çıkarıyor. Karadeniz’in uluslararası sularında gemi bir Rus denizaltısı tarafından batırılıyor.

İshak Alaton ne diyor? ‘Türkiye özür dilesin!’

Rusya, Romanya, İngiltere, Amerika özür dilesin demiyor! Ne diyor?

‘Türkiye özür dilesin!’

İngiltere 1940 Mayıs’ında içlerinde 50.000 Yahudi sığınmacı da bulunan bütün Alman ve İtalyan yabancılara sürgün uygulamıştı. Bunlardan 8 bini Kanada ve Avustralya’ya gönderilmişti. Yolda bu sürgünlerin içinde olduğu Arandon Star gemisi torpillenerek battı.

Bir tek Yahudi-İngiliz işadamı da –bugün dahi– kalkıp da majestelerinin hükümeti özür dilesin demedi, demiyor.

MİLLİ KORUMA KANUNU

İshak Alaton babası ile gemidekilere ekmek taşıdığını söylüyor. Ne güzel! İnsanlıklarını yapmışlar. Benim babamla birlikte böyle bir şansım olmadı.

Zira benim babam, İshak Alaton’un o çok uğraştığı Ereğli ve Zonguldak havzasındaki kömür işletmelerine, Varlık Vergisi Kanunu’ndan da ağır hükümler içeren ‘Milli Koruma Kanunu’ emri ile zorla toplanıp çalıştırılmak üzere sokulan bölgenin köylülerinden biriydi! Diğerleri ise yurdun dört bir tarafında olduğu gibi toplanan 4.5 milyon asker arasındaydı. İşgücü açığı vardı. Babam dahil bir gün bile maden işçiliği yapmamış 25 bin kişiyi soktular o madenlere 1941 ile 1945 arasında. Varlık Vergisi sürgünlerinden Aşkale’de 21 kişi öldü. O madenlerde, yerin metrelerce altında 14 bin 300 kişi yaralandı, 419 kişi de öldü.

Biri de babamdı.

Meslekleri madencilik değildi, köylü ve çiftçiydiler...

Ordu, ülkedekiler, İshak Alaton ve milyonlar ısınsın diye kömür çıkarıyordu öldüğünde!

TÜRKİYE’YE  HAKSIZLIK

Bir insan, 2. Dünya Savaşı koşullarının onca baskı ve yokluğuna rağmen tek bir Yahudi vatandaşını ‘soykırım’a teslim etmeyen, yurtdışında olanları da elçilikleri vasıtası ile koruyan bir ülkeye, bir millete nasıl bu kadar kör ve acımasız bakabilir?

Struma olayında zerre kusuru olmayan bu ülkede, 2. Dünya Savaşı’nda 6.5 milyon Yahudi Avrupa’nın her yerinde soykırıma uğrarken, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya üzerinden gelip bu ülke üzerinden Filistin’e 35 bin Yahudi göç etti.

Bir insan, bu Yahudilerin birinin bile kılına zarar gelmediğini biliyor iken bu bu kadar iftira nasıl atılır?

Alaton illa birilerine ‘özür diletme’ arzusunda ise işe 1920’de Selanik’i Yunanlaştırma uğruna binlerce Türk ve Yahudi’yi katleden Yunanistan ile başlasın. 

Balkanlar’da yok edilen, soykırıma uğratılan 2 milyon Türk’ün katilleri ile başlasın!

Mavi Marmara’da 9 masum sivilin katlinden sorumlu İsrail ordusu ile başlasın! Ama bence İshak Alaton işe en önce kendisi ile başlasın! Bu ülke ve millete yaptığı haksızlık ve iftira için özür dilesin! Ben, kendim ve babam adına, eğer bir hakkım varsa, İshak Alaton özür dileyene kadar ona bunu helal etmiyorum!”
(Halit Kakınç’ın yeni çıkan ‘Struma’ (Destek) kitabı, Alaton’a dönük bu eleştirilerle okunmalıdır.)


Yalcin Bayer

Yanıt Yolla

Copyright © 2007-2010 TurkSpace, Inc. All rights reserved.