Hoşgeldin Ziyaretçi, Giriş Yap yada Hemen Bize Katıl
CANLI SOHBET | EKLE
| DİL:
 

Tweet This
KAYDET:
RSS 1.0     RSS 2.0

Görüntülenme: 1452 - Toplam Mesaj: 1

Gönderen: PUTKIRAN on 21/02/2011 14:47:30


TEK CÜMLE YAZIYORUM.ALLAH'(CC)A İNANIYORUM DEMEK,SADECE DİL İLE DEĞİL, ANCAK AMEL İLE OLUR. ZATEN  AMELDE UYANIN DİLİ DE HAK'KI SÖYLER


PUT PERESTLİK

Evet 1400 yıl önce 10 Megapixel Fotokamerayla çekilmiş Hz. Ali ve oğulları Hz. Hüseyin ve Hz. Hasan`ın resimleri…



HZ. ÖMER (RA) ANLATIYOR :

CAHİLİYE DÖNEMİNDE  BİZLER HELVADAN PUTLAR YAPAR ,ONLARA TAPARDIK SONRADA  YOLCULUK ESNASINDA ACIKINCA ONLARI YERDİK..." 

 

        İNSANLAR KENDİ PUTLARINI ÖNCE KENDİLERİ YAPARLAR SONRA DA  O PUTLARI ÖNCE KENDİLERİ YERLER ...

EY GÜNÜMÜZÜN İNSANLARI SİZ DAHA YEMİYECEKMİSİNİZ  KENDİ ELLERİNİZLE YAPTIĞINIZ PUTLARINIZI… 
YOKSA YA KAFANIZ 
 ÇALIŞMIYOR, YA MENFAATLERİNİZ UYUŞMUYOR….




Atatürk’ü “tanrılaştırma” temayülü

Bir kısım “Atatürkçüler”, Atatürk’ün de nihayet bir “insan” olduğunu kabullenemiyorlar. Bu yüzden “insan boyut”unu ele alan yazılara ve araştırmalara saldırıyorlar. 

Çünkü içlerinde Behçet Kemal’in, Tekin Alp’in, Edip Ayel’in, Kemalettin Kamu’nun ve Yusuf Ziya’nın Atatürk’ü var.

Gençler hatırlamaz, ama 30’lu yıllarda Behçet Kemal Çağlar “Atatürk Mevlidi” yazarken, Tekin Alp takma ismini kullanan Moiz Kohen de “Türk’ün Yeni Amentüsü”nü yazmıştı. 

Buyurun: Sabır taşına dönüşüp okuyabilirsiniz…

Alıntı:
TÜRK'ÜN AMENTÜSÜ (!)

“Kahramanlık örneği olan ve vatanın istikbâlini yoktan var eden Mustafa Kemâl’e, onun cengâver ordusuna, yüce kanunlarına, mücahid analarına ve Türkiye için ahiret günü olmadığına 
îmân ederim. İyilikle fenalığın insanlardan geldiğine, büyük milletimin medeni cihanda en büyük mevkii kazanacağına, hamaset destanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk ordusunun birliğine ve Gazi’nin Allah’ın sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulûsuyla şahadet ederim. 
İçinde Atatürk öldüğü için Dolmabahçe Sarayı’nı “Kâbe” ilan etmekten çekinmeyen şair Edip Ayel

Alıntı:
(Ay yıldızı aldık da senin üstüne sardık
Ey dertli saray! Kâbe mi oldun bize artık?),
 
zaten sağlığında Atatürk’ü önce “peygamber”, sonra “tanrıya eş”, nihayet (hâşâ) “Allah” ilân etmişti:

Alıntı:
“Cennetse bu yurt, sen onu buldundu harâbe, 
Alıntı:
“Bir gün olacaktır anıtın Türklüğe Kâbe.

“Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun,
“Türk ırkının, en son, ulu peygamberi oldun.”

“Tutsak seni lâyık, yüce Tanrı'yla müsâvi,
“Toprak olamaz kalp doğabilmişse semâvî…
“Ölmez bize cennetlerin ufkundan inen ses,
“İnsanlar ölür, Türklüğe Allah olan ölmez!” [IMG]


Behçet Kemal, Edip Ayel'den geri kalmak istememiş olmalı ki, aynı makamdan devam etti:

Alıntı:
“Kaç yıldır Türkçeydi Tanrı'nın dili
İnsana ne ilâh, ne de sevgili,

“Ne de ana-baba aratıyordu
Her an yaratıyor, yaratıyordu.”
 
Nerede duracağı belli olmayan anlamsız bir yarış başlamıştı. Bu yarışta Halil Bedii de vardı:

Alıntı:
“Tanrı gibi görünüyor her yerde

Topraklarda, denizlerde, göklerde;
“Gönül tapar, kendisinden geçer de

Hangi yana göz bakarsa: Atatürk.” 
Meşrutiyette Kemalettin Kâmi olan adını “Türklük aşkına” Kemalettin Kamu olarak değiştiren şair, mısralardan inşa ettiği bir merdivenle milletvekilliğine çıkmak istiyordu:

Alıntı:
“Burada erdi Mûsâ
Burada uçtu İsa,
“Bülbül burada varsa, Hürriyet için öter…
“Ne örümcek, ne yosun
Ne mûcize, ne füsun,
“Kâbe Arab'ın olsun

Çankaya bize yeter...” 
Şair Faruk Nafiz Çamlıbel Atatürk öldükten sonra şu mısraları yazdı:

Alıntı:
“Yürüyor, kalbimizin durduğu bir yolda değil, 
Alıntı:
“Kanlı bir gözyaşı nehrinde muazzam tabutun…
“Ey ilâhın yüce davetlisi, göklerden eğil

“Göreceksin duruyor kalbimizin üstünde putun!”
 
Yusuf Ziya Ortaç da belli ki öteki şairlerden geri kalmak istememişti, kervana katıldı:

Alıntı:
“Dağların ardında sönüşü gibi, 
Alıntı:
“Millete can veren, vatan yaratan;

“Tanrının göklere dönüşü gibi…

“Her zaman ırkıma büyük Baş Atam,
“Tanrılaş gönlümde, tanrılaş Atam!”
 
Ömer Bedrettin Uşaklı’nın şiiri: 

Alıntı:
“Bir güneş gibi yalnız
Sensin ülkü tanrımız.” 
Vasfi Mahir Kocatürk’den:

Alıntı:
“Peygamber, tanrısına duymadı bu hasreti
Vermedi bu kudreti tanrı, peygamberine.” 
İlhami Bekir’den:

Alıntı:
“İlk adam, mavi gözlerle baktı toprağa, 
Alıntı:
“Toprağın haritasını çizdi bayrağa;
“Allah değil, o yazdı alın yazımızı.”
 




Bu yaklaşımın mirasçıları elbette Atatürk’ü bir “insan” olarak görmeyecekler, “insan” olmaktan kaynaklanan “zaaf”ların hiç birisini ona kondurmayacaklardır.


Can Dündar’ın filmine bu bakış açısıyla ateş püskürüyorlar.

YAVUZ BAHADIROĞLU

http://mehmetselimpolat.blogcu.com/put-perestlik/8981550


http://www.derindusunce.org/2008/08/24/ataturku-tanri-zanneden/


Bardakçı, Atatürk'ü övgüde aşırı uçlara kayan Edip Ayel'in Atatürk'ün ölümünden sonra 'tanrı' olduğunu ilan ettiğini hatırlatarak şairin şu dizelerine yer verdi:

'Atatürk'ün vefatından sonra kaleme aldığı bir şiirde onun aslında “Tanrı” olduğunu ve “Tanrı'nın ölmeyeceğini” söyler: “Ey dertli saray! Kâbe mi oldun bize artık? / Cennetse bu yurt, sen onu buldundu harabe / Bir gün olacaktır anıtın Türklüğe Kâbe / Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun / Türk ırkının en son ulu peygamberi oldun / Tutsak seni lâyık yüce Tanrı'yla müsavi /Toprak olamaz kalp doğabilmişse semâvi / Ölmez bize cennetlerin ufkundan inen ses / İnsanlar ölür, Türklüğe Allah olan ölmez!”'

Yalakalık edebiyatımızın daniskası Behçet Kemal'in 'Atatürk Mevlidi'dir
http://www.habereditor.com/news_detail.php?id=65513
http://forum.kanka.net/archive/index.php/t-821497.html


TÜRK'ÜN YENİ AMENTÜSÜ (!)

    “Kahramanlık örneği olan ve vatanın istikbâlini yoktan var eden Mustafa Kemâl’e, onun cengâver ordusuna, yüce kanunlarına, mücahid analarına ve Türkiye için ahiret günü olmadığına îmân ederim. İyilikle fenalığın insanlardan geldiğine, büyük milletimin medeni cihanda en büyük mevkii kazanacağına, hamaset destanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk ordusunun birliğine ve Gazi’nin Allah’ın sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulûsuyla şahadet ederim. (!!!)
   
    İçinde Atatürk öldüğü için Dolmabahçe Sarayı’nı “Kâbe” ilan etmekten çekinmeyen şair Edip Ayel ise bu ucube akıma katılmış ve şu şiiri yazmış;
    Ay yıldızı aldık da senin üstüne sardık
Ey dertli saray!
Kâbe
mi oldun bize artık?...
Bu kişi zaten sağlığında Atatürk’ü önce “peygamber”, sonra “tanrıya eş”, nihayet (hâşâ) “Allah” ilân etmişti:

Cennetse bu yurt, sen onu buldundu harâbe,
Bir gün olacaktır anıtın Türklüğe
Kâbe
.
Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun,
Türk ırkının, en son, ulu
peygamberi
oldun.”
Tutsak seni lâyık, yüce Tanrı'yla müsâvi,
Toprak olamaz kalp doğabilmişse semâvî…
Ölmez bize cennetlerin ufkundan inen ses,
İnsanlar ölür,
Türklüğe Allah olan
ölmez!
http://www.habervakti.com/?id=2566&page=articles

Behçet Kemal, Edip Ayel'den geri kalmak istememiş olmalı ki, aynı makamdan devam etti:

Kaç yıldır Türkçeydi Tanrı'nın dili
İnsana ne
ilâh
, ne de sevgili,
Ne de ana-baba aratıyordu
Her an
yaratıyor, yaratıyordu.

Cumhuriyetin ilk yıllarında nerede duracağı ve ne şekilde neticeleneceği  belli olmayan anlamsız bu yarışa her an yenileri katılıyor ve yeni ucubeler ortaya çıkıyordu. Bu yarışta Halil Bedii de vardı:

Tanrı gibi görünüyor her yerde
Topraklarda, denizlerde, göklerde;
Gönül
tapar,
kendisinden geçer de
Hangi yana göz bakarsa: Atatürk.

    Meşrutiyette Kemalettin Kâmi olan adını “Türklük aşkına” Kemalettin Kamu olarak değiştiren şair, mısralardan inşa ettiği bir merdivenle milletvekilliğine çıkmak istiyordu. ve bu aşk uğruna şu şiiri yazdı:

Burada erdi Mûsâ
Burada uçtu İsa,
Bülbül burada varsa, Hürriyet için öter…
Ne örümcek, ne yosun
Ne mûcize, ne füsun,
Kâbe
Arab'ın olsun
Çankaya bize yeter...”

Şair Faruk Nafiz Çamlıbel Atatürk öldükten sonra şu mısraları yazdı:

Yürüyor, kalbimizin durduğu bir yolda değil,
Kanlı bir gözyaşı nehrinde muazzam tabutun…
Ey ilâhın yüce davetlisi
, göklerden eğil
Göreceksin duruyor kalbimizin üstünde
putun
!” 

    Yusuf Ziya Ortaç da belli ki öteki şairlerden geri kalmak istememişti, kervana katıldı:

Dağların ardında sönüşü gibi,
Millete can veren, vatan
yaratan;

Tanrının göklere dönüşü gibi…
Her zaman ırkıma büyük Baş Atam,
Tanrılaş gönlümde,
tanrılaş Atam
!

    Ömer Bedrettin Uşaklı’nın şiiri acaba yazarını neler kazandırdı:

Bir güneş gibi yalnız
Sensin ülkü tanrımız.

    Vasfi Mahir Kocatürk’den:

“Peygamber, tanrısına duymadı bu hasreti
Vermedi bu kudreti tanrı, peygamberine.

    İlhami Bekir’den:

İlk adam, mavi gözlerle baktı toprağa,
Toprağın haritasını çizdi bayrağa;
Allah değil, o yazdı alın yazımızı.


    Bu yaklaşımın mirasçıları elbette Atatürk’ü bir “insan” olarak görmeyecekler, “insan” olmaktan kaynaklanan “zaaf”ların hiç birisini ona kondurmayacaklardır. İşte bu yüzden o malûm güruh Can Dündar’ın “Mustafa” isimli filmine bu bakış açısıyla ateş püskürüyorlar.

Biz ülke olarak bu basiretsiz ve anlamsız ruh yapısından ne vakit kurtulacağız?...


Yazının başındaki örnekte gördüğünüz üzere var. Ama sadece bu örnek değil. Kemalizm, bir din olarak 1930’ların edebiyatında da, siyasetinde de kendini gösteren en temel akım. Bu şekilde bir ibare ilk olarak Edirne milletvekili Şeref Aykut’un “Kamalizm Dini” isimli kitabında geçiyor. Şeref Aykut’un bu kitabı; Kemalizm’i bir din olarak görüyor. Burada önemli olan, bu adamın herhangi bir adam olmayışıdır. Bu adam bir mebustur ve Atatürk’ün mebusudur.

 

Kitabında şöyle diyor:

 

“Gençlik, Türklüğün dayangacı ve geleceğin biricik umududur…Onun inanını doldurmak, vicdanını doldurmak ister. Bu sebeplerdir ki, onu Kemalizm dininin hiç şaşmayan, şaşırmayan orunçlu ve coşkun tapkanı yapmak, onu bu kutsal, ulusal ve kurtarıcı dini olanca derinliği ve inceliği ile oydamlamak ister. Ta ki, Kemalizm dinine inanı artsın. İşte disiplin altında gençlik böyle olacaktır
http://hasanrua.wordpress.com/2009/04/02/ataturk-ekber-ataturk-ekber-ataturk-icin-ezan-bile-yazmislar di/

http://hasat.org/forum/Turkiye_laik_bir_ulke_mi_-k37099.html
 NEYSE KONUYU FAZLA UZATMAK İSTEMEDİM. DEMEM O Kİ, İKİ AYALKI YARATIK OLMAKTAN KURTULUP İNSAN OLABİLMEK, ÖY KEMİKSİZ OYNATIP ŞAHA KADIRMAKLA OLMAZ. KEMİKLERİ KIRIP YERE UZATMAK, EGO'YU YERE  SÜRTMEKLE OLUR





--------------------------------------------------------------
Kısaca ben(medyum düşmanı)




Gönderen: PUTKIRAN on 22/02/2011 02:39:06


 sanırım birileri dut yemiş bülbüle dönmüş





--------------------------------------------------------------
Kısaca ben(medyum düşmanı)
Başa Dön
21/06/2018



Copyright © 2007-2010 TurkSpace, Inc. All rights reserved.