Hertürlü yaziyi okumak,siir yazmak,müzik dinlemek,kosmak,yürümek ve intte dolasmak.
FİLMLER
Duygusal ve komedi
Hayat'ın Yedeği Yok
Hayat bazı anlarda dalından düşer, sen bir nehir olduğunda...
Önüne katıp sürüklersin onu.Yaprak kadar hafiflediği anlarda..
Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş..
En sevdiğin şey(ler)den ayrılmak, koyu kırmızı bir boşluk gibi oturur içine çoğu zaman.
Bir şeftalinin ortasındaki çekirdeği çekip çıkardığında görürsün aynı boşluğu...
Yaşamdır bu şarkısını söyler senin için, insanlar gönderir sana, görmezsen usulca kaybolurlar, çevirdiğin sayfaların arkasında kalırlar..
Üzerine o kadar fazla sayfa eklenir ki, hayatta olduğun sürece bulamazsın artık istesen bile...
Kuruntu ayaklarına paten geçirip hızlıca turlamaya başlar seni, ruhunu..
Aklını istemediğin ormanlara iter, iter ama ağaçlardan ormanı göremezsen, gözlerini suçlamamalısın...
Zihnin kum olur arada hayallerinin resmini çizersin, dalgalar hayal kırar silerler tüm resimlerini..
Oysa ki kalelerin vardır hiç yıkılmaz dediğin, kumdan kalelerin!..
Hani okulda kullandığımız uçlu kalemler vardır ya, gövdesindeki uç bitmeye yakın ufalır ama yine de çok az bir şeyler yazabileceğini umarsın,
işte öyledir kimi ilişkiler, sevdalar, yakınlıklar..
Bitmesine ramak vardır ama ağır hareket edersin..
Yelkovan topallasın dersin, hep o "son anı" kazırsın aklının derinliğine..
Duyarsın..Başına yıkılan duvarların seslerini.Yıkılan sözlerde ararsın ayakta kalan duvarları..
Böyle acıtan durumlarda, insan hep aynı şeyi yapar. Gözle görülür bir şey arar...
Kağıt hala beyazdır üzerindeki kahve lekesine rağmen. Lekeyi kabullenirsin kağıt gibi sonra gözün alışır buna..
Zaman en önemli kaynağımız ama buruşturur hepimizi..
Sen de buruşturup atarsın bir şeyleri.
Ve sonra anlarsın ki, yaldızlı kağıtlar gibi düzeltilmiyor kıvrıştırıp attığın "zaman".
Biliyorum hepimizin hayatı bir nevi dondurma..
Eriyip gitmeden avuçlarından, gecikme... tadına varmakta..
Külah aracın olsun, muhteşem tadı daima amacın..
Küpeler tak kulağına sıcağı sıcağına ki, boynuna dolanmasınlar.
Biliyorsun ardında bıraktığını sandığın, onun seni arkada bırakmadığı olabilir..
Hayat üstüne bir sürü laf edilir ordan, burdan..
Söylenenler fragman gibidirler.
Kısa, çarpıcı.
Yaşamlarımızsa birer filmdir,
metrajının nerde bittiğini bilemediğimiz..
Başrol hep senindir ama rollerin sıkça değişir..
Senaryo bazen kahreder, yerlere vurur, mutluluktan uçurur, sarhoş eder, dansettirir, törpüler...
Hepsi filmin devamı için seni bekler..
Şerbet yapmayı bilmeli..
Yaşamın nabzına göre..
Korkmamalı üzülmekten, sürünmekten. Geldiğinde de vakit gülmeyi, neşeyi körüklemeli..
Sessizliğe bir kaç kelime borcun varsa, çıkıp söyle...
Her şeyin yedeği, yaması vardır ama hayatının yok ki
------------------------------------------------------
İNSANLAR...
İnsanlar da ülkelere benziyor
Sınırları var, yüzölçümleri
Yasaları var
Bayrakları, ilkeleri
Kimi dağlık bir arazidir.
Kimi kıraç
Kimi bereketli
Kimi dardır
Kimi engin gözalabildiğince
Kiminin sınırlarından sıkı pasaport denetimiyle girilebilir.
Elini kolunu sallayarak girersin kiminden içeri
Sonuçta ne küçümse insanları kızım
Ne de önemse gereğinden çok
Ama anlamaya çalış
Nedir ve ne kadar genişleyebilir yüzölçümleri
Ataol Behramoğlu
MÜZİK
Hertürlü müzik(klasik,techno ve gazel türü müzikler haric)...
Ucuz İnsanlar
İnsanlar da parsellenmiş arsalar gibi
Duygular bölük bölük,his parça parça.
Bakışları andırır gerçek dost gibi
Yürekler sönük sönük,sis dalga dalga.
Şerefin böylesi ucuz gittiği,
Yüreğin böylesine teslim dediği.
Kulun kula acz ile ram ettiğini
Ne yazık ki burada sizinle gördüm.
Eskiden şeref için ölenler vardı,
Gurur onur şahsiyetin anlamı vardı.
Gerçekleri haykırmak yiğit şanıydı,
Bugün eskiden demek ne kadar acı.
Birleşmiş üçü beşi birlik olmuşlar,
Sükut ikrardan diye suskun kalmışlar.
Cemaziyelevvel malum ya bize
Ucuz ihanete ortak olmuşlar.
Benim adım Bedirhan bilenler bilir,
Benim özüm de bir sözlerim de bir.
Yalan söylüyorsam söyleyin bir bir,
Doğru diyorsanız söyleyin hep bir.
İsim isim yazmak bana yakışmaz,
Teşhir etmem ise yakışık almaz.
Dost oldum herdem dost bulamadım,
Ulan çek git derim size yakışmaz
Bedirhan Gökçe
§§§§§§§§§§§§§§§§
KİTAPLAR
Her cesit kitap ve yazi okudum,okurum.
BENI GOZLERIMIN DERINLIGIYLE HATIRLA
BUNLAR SANA YAZILAN SON SATIRLAR
FARZETKI BIR FIRTINAYDIM SOKAKLARINDA
SESSIZ GELDIM GECTIM HAYATINDAN..
SOYLENMEMIS CUMLELERIMI SAKLADIM
YUREGIMIN EN DERIN KOSELERINE
ALINTI...
--------------------------------------------------
Leş kargalarını seferber gördüm,
Birini bakar, birini yer gödüm.
Şerefsiz ellerde, dönek yüzlerde,
Şerefe yükselen kadehler gördüm.
Neşeden kederden,ölenler gördüm,
Kah ağlayanlar,kah gülenler gördüm.
El etek öperek,yerde sürünen,
Gözü göklerde, sürüngenler gördüm.
Sual sorma bana, cok yerler gördüm,
Haklıya haksızsın diyenler gördüm.
Karanlık yollarda körü körüne,
Aklını yitirmiş düşenler gördüm.
Hickimse mükemmel degildir, ben de degilim,en sevmedigim,kinadigim seyleri bile bir defa da olsa yapmisimdir...
(Beni bir ben bilirim bir de Beni Yaradan.Bana bir ben gerek bir de Beni anlayan!"Düşünüyorum, o halde varım."diyen, varlığı düşünceden ibaret olan, et, kemik ve dokuyla işi olmayan,akıl sahibi bir insan.Ayrıca bunu yazmak istemediğim halde yazmak zorunda kalıyorum cünkü fikrimin bilinmesini ve rahatsizlik verilmemesini istiyorum..***Beyninin yerini şaşırmamış olanlar,dostca yazismamda tercih sebebidir).
TürkSpace hakkında akliniza takilan her türlü sorunun cevabını,sayfanin en altinda Sıkça Sorulan Sorular (SSS) bölümünde bulabilirsiniz.Tsklr.
Adam vardır; “Olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan “yani, özü sözü aynı, içi dışı bir. Adam vardır; bencil, egoist, hodbindir ve toplanmıştır üzerinde dağlar kadar kibir.
****
Adam vardır; eli pak, dili pak, yüzünde nur, alnında onur, çağlayanlardan akıp gelmiş, ırmaklarda yunmuş yıkanmıştır. Adam vardır; görenler konuşmasına bakmış, kıyafetine aldanmış, “adam” sanmıştır.
****
Adam vardır; şeker gibi tatlıdır, bilgili liyâkatlidir, oturduğu makamı yüceltir. Adam vardır; âlemi kör, herkesi ahmak sanır, yaptığı iş ile, mevkisini de, kendisini de alçaltır.
****
Adam vardır; kederi kadere yormuş, çileyi kutsal bilmiş, tecrübe abidesi olmuş, yaşadığı her yıl bir kitap. Adam vardır; hayatı sadece oyun bilmiş, üstüne kumar oynamış ve kaybetmiş, bitmiş, tükenmiş, bitap.
****
Adam vardır; gayret ne demek, niçin çalışmalı, alın teri neden kıymetli, helal lokma niçin mühim, bilir. Kalbi doğruluktan yana atar. Adam vardır; “benim için çalışıyorlar ya” der, “Denize düşen yılana sarılır” misali, daralana para satıp, yan gelir yatar…
****
Adam vardır; yardım etmek için, ya fakir fukara, ya yaşlı bir hasta; ya tütmeyen bir baca, ya yolda kalmış arar. Adam vardır; yaşamı, cemiyete, semtine, ailesine hatta kendine bile zarar.
****
Adam vardır; vicdan sahibi, mazluma karşı merhametlidir. Kim olduğu önemli değildir onun için. “Aldırma geç diyemez” aldırır, düşeni kaldırır. Adam vardır; ne merhamet vardır yüreğinde, ne şefkat. Görmeye görsün bir düşeni, kaldırmak şöyle dursun, aç kurt misâli saldırır.
****
Adam vardır; gönül ehlidir, halden bilir, muhabbetten anlar. Börtü böcek, ağaç - çiçek, yaratılmış ne varsa sevilecek, hem över, hem sever… Adam vardır; aklı parada pulda, fikri tuzak kurulacak kulda. Dirisine yetmese de kimsenin gücü, ölüsüne tüm ahali söver.
****
Adam vardır; hak- hukuk söz konusu oldu mu, kılı kırk yarar, ekmek dendi mi helâl arar, baş tacıdır onda adalet. Adam vardır; faziletten yoksun, erdem düşmanı, fitneye talip, tabir yerindeyse Ebu Âfet, çünkü odur haset hususunda şeytana en büyük alet.
****
Adam vardır; nimete de, mihnete de şükürde, her daim tefekkürde. Onda hep, Hak’tan yanadır çağrılar. Adam vardır; “Para her şeyi yapar diyen adam, para için her şeyi yapandır!” sözünü doğrular…
ALINTI...
NEFRET ETTİKLERİM
Milletime ve dinime laf söylenmesi, yalan,ikiyüzlülük,insanlarla dalga gecilip asagilanmasi...Dinime milletime laf söyletmesi haric,gün gelmistir en sevmedigim huyu kendim yapmisimdir...Hatasiz bir Allah´tir...Bazen kendimden bile nefretettigim oluyor...
Polisime askerime kurşun sıkanlar
Terör olup kundaktaki cana kıyanlar
Devletime bayrağıma öfke kusanlar
Görülecek hesabımız var sizlerle
Sabır taşı çatlasa bile
YA TAM SUSTURACAĞIZ YADA KAN KUSTURACAĞIZ!!!
Isınamadım
Yollar uzadı ben yürüdüm, yollar uzadı ben yürüdüm.
İnişlere, yokuşlara ısındım, irâdesiz ve isteksiz duruşlara ısınamadım.
Mevsim kıştı, yollardan bile şarıl şarıl sular akıyordu. Ben bu sularla konuştum.
Bu mütevâzı akışa ısındım, kin ve haset dolu bakışa ısınamadım.
Dağ başlarındaki koca taşlara ısındım, milletin sırtındaki vicdansız başlara ısınamadım.
Derelerden, tepelerden dumanlar yürüdü. Yeryüzünü, gökyüzünü karanlık bürüdü.
Akşam vakti, bu dumanlar içinde esrarlı duygulara ısındım, katı buz kesilmiş beton binâlara, sır barındırmayan şehirlere ısınamadım.
İlim, iman, vicdan; toprak, otlak, kuzu... Pek hoş, pek güzel.
Cehâlete rezâlete, atâlete ısınamadım.
Hep düşünceli, hep dumanlıydı benim başım.
Düşüncesiz kaşlara, derinliksiz bakışlara ısınamadım.
Dinlere ısındım, kinlere ısınamadım.
Giyinenlere ısındım, görünenlere ısınamadım.
Allah, iman, Kur'an ve vicdanla bağını koparmış gönüllere ısınamadım.
Gönül insanına ısındım, günün insanına ısınamadım.
"İlim bunu, Kur'an şunu, iz'an bunu, vicdan şunu söylüyor" diyen mert adamlara ısındım, içi başka bir lâf, dışı başka bir lâf eden resmi ve samimiyetsiz adamlara ısınamadım.
Ana kuzuları, koyun kuzuları sürü sürü gelirdi. Bereket evlere dolar, sevgi yüreklerden yükselirdi. Kardeş kardeşe yardım eder, insan insanı kollardı. Allah'a giden yollar hep bizim yollardı. Herkes elinin emeğini yer, kimse elin (başkasının) emeğini yemezdi. Elbiseler yamalı, ayakkabılar yamalı, lâkin kâlpler kalaylıydı.
Bereket ve samimiyet dolu bu dünyalara ısındım, "dışları kalaylı, içleri vay vaylı" dünyalara ısınamadım.
Can derdine koşan tavşana ısındım, avcıya da köpeklerine de ısınamadım.
Beyin yıkama, istismar, köleleştirme içindi bütün çalışmalar. Kula kulluğa götürüyordu bütün sistemler. Biyolojik ve ruhsal kanunları gözardı eden ideolojilere tiksintiyle baktım.
Köleliği alkışlayan şahsiyetsizlere ısınamadım.
Çocukların bir damlacık yüreği, körpecik beyni üzerinde tasarrufa kalkan tâğutlara ısınamadım.
İhânet ve zorbalıktı meydanlarda caka satan, sıcak, ıpıssız çöllerde Hâbiller, Hüseyinler yalnız kalmışlardı. İhânet, zulüm ve kan kokan dünyalara ısınamadım.
Benmiyim kaderimi belirleyen?Yoksa kader mi bunca acıyı çektiren? Susmak mı herşeyi anlatan?Yoksa avaz avaz bağırmak mı hiç susmadan? Can mı ki bedeni terk edip giden?Yoksa beden mi canı asice iten? Minicik bebekler mi doğunca sebepsiz ağlayan?
Yoksa acımasız dünya mı onları vefasızca ağlatan? ÖLÜM;uçmak mı özgürce dünyadan?
Yoksa kaçıp gitmek mi arkaya bile bakmadan..?
Peki sevda mı ki bizi bunca ağlatan?
Yoksa bizlermiyiz sevdayı bu kadar acı ve acıklı yapıp ağlayan? Ya da ağlamakmıdır sessizce dökülen gözyaşları?
Yoksa acı bir tebessüm mü buruk,kırık istemeden...
İnsanlarmı ki dünyada yaşayan?Yoksa dünya mı vefalı
insanları kendinde yaşatan? Ölüm toprağın altına mı girmek sadece?Y
oksa yeni bir dünyaya yelken açmak mı bilmeden? Peki şimdi söyleyin bana hangimiz HIRSIZ?
Bizlermiyiz zamanı umursuzca yaşayan?
Yoksa zaman mı hayatımızı çalıp giden? Susmak mıdır ki?Dudakları sımsıkı birbirine kenetlemek?
Yoksa konuşmak mı içten,gizlice kimseler duymadan? Peki insanlar mı haklı?
Halime gülüp geçerken?Yoksa benmiyim haklı?
Onlar güldükçe sessiz hıçkırıklarla söven? Hadi söyleyin bana? Çiçekler mi ki baharı açmak için bekleyen?Y
oksa bahar mı çiçekleri yeşertmek için gelen? Ya şimdi ne yapmak gerekir...?
Şarkılar söyleyip içten içe yüreği sızlatmak mı? Yoksa ağıtlar yakıp bağıra çağıra tüm yürekleri acıtmak mı? Anlamadım ki ben,kim daha şanslı?
Bırakıp giderken içi kan ağlayan yar mı?
Yoksa geride kalıpda ardından bakıp ölmek isteyen can mı? Ya hangisi daha zordur ki?
Dertlerle çaresiz kalmak mı?
Yoksa onca çare içindeyken cesaretsiz olmak mı? Ağlaması gereken hangi göz? Herşeyi bilipte içi kanarken gülen mi?
Yoksa dayanamayıp yaşlara sığınan aciz yürek mi? Hangisi daha adil?
Gurur için iki yüreğide yıkıp yakmak mı?
Yoksa gururunu ayaklar altına alıp içindeki
acıya merhem olmak mı?
Şİmdi giderken dönmeyeceğini bile bile vuslat
yakındır diye ağlayan ben... Yaren ağlatan da sen...
Anlamadım ki?Hangimiz yalancı? Ben miyim?
Başka çarem yok diyerek sadece ağlamayı becerebilen...
Yoksa o yüreksiz mi bana bunun yalan olduğunu bile bile söyleten? HADİ..!Hadi söyleyin bana...
Benmiyim onu ölümüne seven?Yoksa o mu?
Beni vefasızca bırakıp giderken..? Durmayın hadi söyleyin...
Sizmisinizki ben haklı olduğum için bu kadar sessiz kalan? Yoksa benmiyim siz yüzsüzce söylerken
herşeyi,artık bıkıp duyupta duymayan...
Gül alıp gül satanlara sabır terazilerini gülden kuranlara
Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.
- Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.
- Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.
- Benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.
- Benim naçiz vücudum bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen payidar kalacaktır.
- Bir Türk dünyaya bedeldir.
- Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur.
- Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.
- Bu millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
- Bu ulusu ben değil içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır.
- Efendiler biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatımızı yok etmeyi göze alırız.
- Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.
- Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet korumak ve müdafaa etmektir. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
- Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milletinin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedi olduğunu göstermelidir.
- Milletimi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla gurur duyuyorum.
- Milletin sevgisi kadar büyük mükafat yoktur.
- Ne mutlu Türk'üm diyene!
- Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
- Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
- Türk! Öğün! Çalış! Güven!..
- Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.
Bir Atürkçü Türk Kadınına Atamızdan sözler yakışır saygılar.
NE DÜŞÜNE BİLİRİM Kİ CUMHURİYETÇİ ATATÜRKÇÜ VATANSEVER BİR TÜRK KIZI İYİKİ VARSINIZ VAR OLUN SAĞ OLUN!!!
VARLIKLLARI YOKLUKLARI BELLİ OLMAYAN RENKSİZLERDEN,KİMLİKSİZLERDEN KİŞİLKSİZLERDEN BİNLERCE OLSA NE YAZAR BUNLARDAN ORDULARIN OLSA NEYE YARAR DAĞLAR GİBİ YIĞDIĞIN KEMİKLERDEN SELLER GİBİ AKITTIĞIN KANINDAN UTAN TÜRK MİLLETİ SİLKİN VE ÖZÜNE DÖN ARTIK!!!
TÜRKÜM BU AD HER ÜNVANDAN ÜSTÜNDÜR.