Dini,tarihi,duygusal ve komedi filmlerini severim...
MÜZİK
Hertürlü müzik(klasik,techno ve gazel türü müzikler haric)...
Ucuz İnsanlar
İnsanlar da parsellenmiş arsalar gibi
Duygular bölük bölük,his parça parça.
Bakışları andırır gerçek dost gibi
Yürekler sönük sönük,sis dalga dalga.
Şerefin böylesi ucuz gittiği,
Yüreğin böylesine teslim dediği.
Kulun kula acz ile ram ettiğini
Ne yazık ki burada sizinle gördüm.
Eskiden şeref için ölenler vardı,
Gurur onur şahsiyetin anlamı vardı.
Gerçekleri haykırmak yiğit şanıydı,
Bugün eskiden demek ne kadar acı.
Birleşmiş üçü beşi birlik olmuşlar,
Sükut ikrardan diye suskun kalmışlar.
Cemaziyelevvel malum ya bize
Ucuz ihanete ortak olmuşlar.
Benim adım Bedirhan bilenler bilir,
Benim özüm de bir sözlerim de bir.
Yalan söylüyorsam söyleyin bir bir,
Doğru diyorsanız söyleyin hep bir.
İsim isim yazmak bana yakışmaz,
Teşhir etmem ise yakışık almaz.
Dost oldum herdem dost bulamadım,
Ulan çek git derim size yakışmaz
Bedirhan Gökçe
§§§§§§§§§§§§§§§§
KİTAPLAR
Her cesit kitap ve yazi okudum,okurum.
BENI GOZLERIMIN DERINLIGIYLE HATIRLA
BUNLAR SANA YAZILAN SON SATIRLAR
FARZETKI BIR FIRTINAYDIM SOKAKLARINDA
SESSIZ GELDIM GECTIM HAYATINDAN..
SOYLENMEMIS CUMLELERIMI SAKLADIM
YUREGIMIN EN DERIN KOSELERINE
ALINTI...
--------------------------------------------------
Leş kargalarını seferber gördüm,
Birini bakar, birini yer gödüm.
Şerefsiz ellerde, dönek yüzlerde,
Şerefe yükselen kadehler gördüm.
Neşeden kederden,ölenler gördüm,
Kah ağlayanlar,kah gülenler gördüm.
El etek öperek,yerde sürünen,
Gözü göklerde, sürüngenler gördüm.
Sual sorma bana, cok yerler gördüm,
Haklıya haksızsın diyenler gördüm.
Karanlık yollarda körü körüne,
Aklını yitirmiş düşenler gördüm.
Hickimse mükemmel degildir, ben de degilim,en sevmedigim,kinadigim seyleri bile bir defa da olsa yapmisimdir...
(Beni bir ben bilirim bir de Beni Yaradan.Bana bir ben gerek bir de Beni anlayan!"Düşünüyorum, o halde varım."diyen, varlığı düşünceden ibaret olan, et, kemik ve dokuyla işi olmayan,akıl sahibi bir insan.Ayrıca bunu yazmak istemediğim halde yazmak zorunda kalıyorum cünkü fikrimin bilinmesini ve rahatsizlik verilmemesini istiyorum..***Beyninin yerini şaşırmamış olanlar,dostca yazismamda tercih sebebidir).
TürkSpace hakkında akliniza takilan her türlü sorunun cevabını,sayfanin en altinda Sıkça Sorulan Sorular (SSS) bölümünde bulabilirsiniz.Tsklr.
ATATÜRK'ün GENÇLİĞE HİTABESİ
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.
Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetln imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dagıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
Milletime ve dinime laf söylenmesi, yalan,ikiyüzlülük,insanlarla dalga gecilip asagilanmasi...Dinime milletime laf söyletmesi haric,gün gelmistir en sevmedigim huyu kendim yapmisimdir...Hatasiz bir Allah´tir...Bazen kendimden bile nefretettigim oluyor...
Polisime askerime kurşun sıkanlar
Terör olup kundaktaki cana kıyanlar
Devletime bayrağıma öfke kusanlar
Görülecek hesabımız var sizlerle
Sabır taşı çatlasa bile
YA TAM SUSTURACAĞIZ YADA KAN KUSTURACAĞIZ!!!
Isınamadım
Yollar uzadı ben yürüdüm, yollar uzadı ben yürüdüm.
İnişlere, yokuşlara ısındım, irâdesiz ve isteksiz duruşlara ısınamadım.
Mevsim kıştı, yollardan bile şarıl şarıl sular akıyordu. Ben bu sularla konuştum.
Bu mütevâzı akışa ısındım, kin ve haset dolu bakışa ısınamadım.
Dağ başlarındaki koca taşlara ısındım, milletin sırtındaki vicdansız başlara ısınamadım.
Derelerden, tepelerden dumanlar yürüdü. Yeryüzünü, gökyüzünü karanlık bürüdü.
Akşam vakti, bu dumanlar içinde esrarlı duygulara ısındım, katı buz kesilmiş beton binâlara, sır barındırmayan şehirlere ısınamadım.
İlim, iman, vicdan; toprak, otlak, kuzu... Pek hoş, pek güzel.
Cehâlete rezâlete, atâlete ısınamadım.
Hep düşünceli, hep dumanlıydı benim başım.
Düşüncesiz kaşlara, derinliksiz bakışlara ısınamadım.
Dinlere ısındım, kinlere ısınamadım.
Giyinenlere ısındım, görünenlere ısınamadım.
Allah, iman, Kur'an ve vicdanla bağını koparmış gönüllere ısınamadım.
Gönül insanına ısındım, günün insanına ısınamadım.
"İlim bunu, Kur'an şunu, iz'an bunu, vicdan şunu söylüyor" diyen mert adamlara ısındım, içi başka bir lâf, dışı başka bir lâf eden resmi ve samimiyetsiz adamlara ısınamadım.
Ana kuzuları, koyun kuzuları sürü sürü gelirdi. Bereket evlere dolar, sevgi yüreklerden yükselirdi. Kardeş kardeşe yardım eder, insan insanı kollardı. Allah'a giden yollar hep bizim yollardı. Herkes elinin emeğini yer, kimse elin (başkasının) emeğini yemezdi. Elbiseler yamalı, ayakkabılar yamalı, lâkin kâlpler kalaylıydı.
Bereket ve samimiyet dolu bu dünyalara ısındım, "dışları kalaylı, içleri vay vaylı" dünyalara ısınamadım.
Can derdine koşan tavşana ısındım, avcıya da köpeklerine de ısınamadım.
Beyin yıkama, istismar, köleleştirme içindi bütün çalışmalar. Kula kulluğa götürüyordu bütün sistemler. Biyolojik ve ruhsal kanunları gözardı eden ideolojilere tiksintiyle baktım.
Köleliği alkışlayan şahsiyetsizlere ısınamadım.
Çocukların bir damlacık yüreği, körpecik beyni üzerinde tasarrufa kalkan tâğutlara ısınamadım.
İhânet ve zorbalıktı meydanlarda caka satan, sıcak, ıpıssız çöllerde Hâbiller, Hüseyinler yalnız kalmışlardı. İhânet, zulüm ve kan kokan dünyalara ısınamadım.
Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kah çocukça kahve, kah inadına koyu kara
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil
Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren içinde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acılar,dökülen kan
Dünyam aydınlandı sen güldüğün zaman
Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnicini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahsi ve mağrur asil dikilişini
Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini
Ben senin en çok VATAN diyen sözlerini sevdim
Bende yeniden varolmanı, benimle bütünleşmeni
Mertligini, yalansızlığını,içtenliğini sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim,ben seni......hep sevdim..