guler yuzluyumdur . haksizla dayanamam .kirmayi sevmem . enerji doluyumdur .enson soylucem lafi en basta soylerim . sevdimi olumune severim ama nefret etimi de olumune nefret ederim .
DUN RUYA YARIN HAYALDIR . DUNU MUTLU YARINI UMUTLU YAPAN BUGUNDUR . ONUN ICIN BUGUNE IYI BAK .GULUMSE MUTLULUK SENI BEKLIYOR . LUTFEN BUGUNDE GULUMSE . GULUMSE KI DUNYA GULUMSESIN . ETRAFINI SEVGI SARSIN .
HOŞLANDIKLARIM
hayata guzel olan herseyi severim . hayat nekadar aci olsada yasamaya deger cunki hayati zorlandiran bizleriz . calismayi severim stilistim o kadarda gezmeyi ve eylenmeyide severim tabiki yerine gore . saka espiri tabiki seviyeli ve yerine gore . gulmeyi cok severim.
ICINDE OYLE BIR UMUT TASI KI . ONU SENDEN KIMSE ALMASIN . GOZLERIN HEP GULSUN . MUTLULUGU HEP SENDE ARASINLAR . AMA ONU KALBINDE OYLE SAKLAKI . GERCEKTEN ISTEYEN BULSUN
8 Mart Dünya Kadinlar gününde ezilen ve haklarindan yoksun tüm kadinlarin Huzurlu,Mutlu,tüm Özgürlüklerini elde edebilecekleri yeni bir Dünya umuduyla,sevgiyle kal.
BİR DAMLA YÜREĞİM Bir deli dalgaydı gönlüm yıllar önce. Ne fırtına dinlerdi, ne de tayfun ne bora... Ne denizlerde gezindi, Ne limanlara uğradı; ama Hiç bağlamadı halatını… Yıllar geçti üzerinden, Hala o deli dalga dolanırdı gönlüm; Yıpranmış, yaşlanmış olmasına aldırmadan… Bir geceydi, Deli bir fırtınaydı, Bir rıhtımda ilk kez demir attı. Durdu, K...alkamadı bir daha… Şimdi bir damla. Sessiz ve suskun… O demir attığı rıhtımdaki sevdiğinin, Avucuna almasını bekleyen Küçük bir damla şimdi yüreğim...
TEŞEKKÜR EDERİM Özür dilerim,senden birşey beklemememeliyim doğru! Tüm güzellikler için Teşekkür ederim. Yaşattığın her şey adına. Kurduğum tüm güzel hayallerime yardım ettiğin için Teşekkür ederim. Beni sevdigin için kendini böylesine sevdirdiğin için Teşekkür ederim. Azda olsa mutlu bir yaşam hediye ettiğin için Beni ben gibi hissettirdiğin için Teşekkür ederim. Kendimden bukadar fazlasını bekleyemezdim Sınırlarımı zorlamama yardımıcı oldugun için Teşekkür ederim. Böyle güzel bir tutkuyla birisine delice bağlanmama sebepsin Teşekkür ederim. Her akşam yastığımdaki düşsün Bütün gece yanımda oldugun için Teşekkür ederim. Kalbimde öyle güzelsin ki inan Seni hiç kirletmeyeceğim. Her şey için Teşekkür ederim. Her dakika, her saniye için, seninle geçirdiğim her an için Teşekkür ederim. BEN HİÇ KİMSEYİ BÖYLE DELİCESİNE SEVMEDİM, TEŞEKKÜR EDERİM.
merhaba bir gül:öncelikle size geçmiş olsun diyorum.hayırdır ne rahatsızlığı umarım çok önemli bir şey iniz yoktur.size sağlık ve şifalar dilerim.kendinize iyi bakın lütfen.şiirler için ise rica ederim önemli değil ben buradayım ve sana daha çok şiir yazarım,beğenmiş olman beni çok mutlu ediyor.sağlıcakla kal derken tekrar geçmiş olsun dileklerimi sunar sana acil şifalar temmeni ederim.hoşça ve dostça kal.selamlar.
GİDİYORUM YORGUNUM Tam kapıdan çıkacakken, durdum bir an. Yaşadığımız onca şey, kalbimden geçti. Kalbimden sen geçtin. Kalbime saplanıp sırtımı parçalayarak çıkan bir kurşun gibi... İçim dondu bir an. Sonra açtım gözlerimi ve yoluma dewam ettim. Hergün binlercesini yaşadığım böylesi anlardan biriydi sadece... Zamanın dışına çıkıp sonra yeniden hayata girdiğim... Önce hücrelerime dağılıp sonra yeniden aynı bendende buluştuğum o krizlerden biriydi... Ölüp yeniden dirilmek gibiydi. Küçük detaylar... Anlar, uçup giden... Hangi defterimi açsam, sana yazdığım bir cümle, bir şiir war... Hayatım seninle mi geçti? Ben senin için mi doğdum? Bir başka kadına aşıkken, seni nasıl sewebilirim? Gerçek aşk bu mu? Oysa nasılda yabancıyız, birbirimizin acılarına... Nasıl da umutsusuz birbirimize... Seni anlayabilseydim... Seni basit kıskançlıklardan arınarak sevebilseydim. Zaman daralıyor... Yaşlanıyorsun. Yaşlanıyorum. Geçen zaman hayatımızdan çalıyor. Nasıl da buluşur, yollar... Sonra ansızın bir sapağa döner, birisi... Diğeri bırakıldığı yerde bir ömür boyu donakalır arkasından!.. Bana hayatı anlat!.. Bana aşkı anlat! Bütün ezberim bozuldu... Biliyorum bir başkasıyla birleştirdin hayatını... Neden şaşırıyorum detaylara... Bu kadar uzağımdaykenmi yakınsın bana? Bu kadar uzağındaykenmi içindeyim? Sevgi başka birşeymi? N'olur anlat bana! Neyim varki sığınacak? Başka savunmam yok, "beni arama görüşmeyelim!" demekten başka... Terk edilmiş birinin,beni arama demesinden daha zavallıca, ne olabilirki... Nasıl da acımasız, şu zaman!.. Son sürat bir delilikte sürükleniyor hayat... O kapının önünde öylece, donmuş, bakıyorum yıllardır. Neye yarar sözcükler!.. Kalpleri kanatmaktan başka!.. Beni sewdiğini söylemen neye yarar!.. Neye yarar beni bir daha arasan yada hiç aramasan!.. Neye yarar acı çeksen acı çeksem... Kaybettik birbirimizi. Kirlendik. Hayat gibi. BANA BENİ ANLAT!.. İnançlarımı geri ver bana. Yıllar önce seni kusursuzca sewebilen o gencecik adamın heyecanını, Hayata bağlılığını, aşka inancını geri ver!.. Bana Beni Geri Ver Artık... Bana Seni Ver!.. Bir kente aşkın için geri gelmek ne güzel Ama sakın aşk için bir kenti terk etme!.." demişti birisi... İstanbul bunu hak etmiyor sen haketmiyorsun! demişti... OYSA BEN BİLİNMEZLİĞİN YOLCULUĞUNA BİLETİMİ ÇOKTAN KESTİRDİM GİDİYORUM KAÇIYORUM YORGUNUM...
Aşk bir yumak haline gelip boğazına sarılıverir insanın bazen. İşler çözülmez haldedir ve bu kördüğüm insanı istemediği şeyler yapmaya zorlar çaresiz. Birbiri ardına yapılan yanlışların en büyük nedeni ise kaybetme korkusudur. Bu korku bir kez girdi mi insanın yüreğine o andan sonra akıl ve mantık sürgüne gönderilmiş iki mahkuma dönüşüverir birden.
Siz aşkınıza sahip çıkmaya çalıştıkça o kördüğüm giderek büyür ve bir süre sonra yumağın ipleri boğmaya başlar. Kurtulabilmek için çırpındıkça bir başka canavarın, kıskançlığın ellerine teslim olursunuz.
Öyle bir canavardır ki kıskançlık, beraberinde tedirginliği, endişeyi ve huzursuzluğu da getirir. Beyni böcek gibi kemiren soruların başlıca kaynağı da kıskançlıktır. Terk edilme ihtimaliniz çoğaldıkça sorular artar. Kesin ve net yanıtı yoktur hiçbir sorunun. Onun bir başkasıyla olabilme ihtimalini, bir başkasıyla sevişebilme ihtimalini düşünmek, uykusuz gecelerin, verimsiz günlerin habercisidir.
Mantık ve akıl sürgündeyken sizi terk etme ihtimali olan sevgilinin her davranışı, her sözü sadece ve sadece kıskançlık süzgecinden geçirilecektir.
Bir zamanlar minik oyunların, aşka katılan tadın sebebi olan kıskançlık, sevgiliye düşmanlık duymanıza neden olacaktır artık. Ve düşmanlık insanın içindeki şiddeti körükleyecektir elbette.
Kıskançlık ateşini bastırmaya kalkmak, başka şeylerle ilgilenir gibi görünmek bataklıktan çıkmaya çalışan insanın hareket ettikçe çamura daha da gömülmesine benzer. Yanlış, yanlış üstüne eklenir.Mantık ve aklın ardından benlik ve kişilik de çıkar sürgüne. Siz sevgiliyi kaybetmeme uğruna değişmeye çalıştıkça yüreğinizdeki huzursuzluk sizi yerinizde bir dakika bile oturamaz hale getirir. Üstelik değişmek uğruna yapılan hatalar sevgiliyi kaybetme ihtimalini daha da güçlendirir.
Kıskançlığa tamamen teslim olmuşsunuzdur artık. Bu noktaya nasıl geldiğinizi hatırlamazsınız bile. Hangi olay, hangi kişi neden olmuştur bir önemi de yoktur artık. Şiddet yavaş yavaş kendini göstermeye başlar.
Kendinize ya da ona zarar verme duygusunun kıyısında dolaşıp durursunuz.
Bu duygudan kurtulmanın tek yolu, bütün bunlara konu olan sevgiliden kurtulmaktır. O sevgilinin diktiği ama üzerinize tam oturmadığını bildiğiniz halde giymekte ısrar ettiğiniz aşk giysisini çıkarmanın zamanı gelmiştir. Bu tutsaklığı yaşamaktansa kar altında çıplak kalmak çok daha iyidir. Ve elbette, üzerinize tam oturan bir giysi, bir yerlerde sizi beklemektedir...